Sayfalar

Pazar, Kasım 27, 2011

Kendi içinde keşfetmek, kendin için keşfetmek

Daha önce söylemişimdir; okuduğum bir kitabı tekrar okumayı, izlediğim bir filmi tekrar izlemeyi pek tercih etmem. Hep aynı müziği dinlemek, hep aynı yerlere gitmek de çok sevdiğim şeyler değildir doğrusu. Müdavim olmak kavramını konu dışında tutuyorum ama yine de okunacak bir sürü kitap, izlenecek bir sürü film, dinlenecek bir sürü müzik, gidilecek bir sürü yer mevcutken; ne bileyim, bana uygun bir çaba değil sanki dönüp dönüp aynı şeylerle meşgul olmak. Evet, insan tanıdığını bildiğini aşina olduğunu daha çok sever ama keşfedilecek de o kadar çok şey var ki şu dünya denen sahnede. Ve biz oyuncular*, bir o kadar cahiliz, bir o kadar bilmiyoruz ne yazık ki.

Kendi içinde keşfetmek, kendin için keşfetmek... Keşfettiğin şey yüzyıllardır bilinen bir şey de olsa, daha dumanı üstünde bir şey de olsa önemli olan senin onu keşfetmiş olman, onu kendine katmış olman, senin için yeni olan bir şeyi daha dağarcığına eklemiş olman. Seversin ya da sevmezsin, tam sana göredir ya da hiç işin olmayacak bir şeydir, “Sen nerdeymişsin be bunca zamandır!” dedirtir ya da “Bu ne be böyle saçma sapan!” dedirtir; hiç sorun değil. Önemli olan onun öyle olduğunu artık biliyor olmandır. Yani, öyledir bana sorarsan.

Kişisel gelişim kitaplarından fırlamış gibi duruyorum belki karşında (nasıl da nefret ederim onlardan, kapağını açmayacağım tek kitap türüdür belki de) ama sana yazıyormuş gibi, “Gel beraber keşfedelim laylaylom” havası yaratıyormuş gibi dursam da ordan bakınca; sadece kendi düşündüklerimi ifade ediyorum, emin olabilirsin. Çünkü her zaman dediğim gibi, yeni iyidir sevgili okur.

* Bütün dünya bir sahnedir ve kadın erkek herkes birer oyuncu; sıraları geldikçe ya girer, ya çıkarlar. Her insan nice roller oynar ömrü boyunca...

[All the world’s a stage,
And all the men and women merely players:
They have their exits and their entrances;
And one man in his time plays many parts.
- William Shakespeare - ]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder