“Chaos was the law of nature. Order was the dream of man.” (Henry B. Adams)
Ah düzen denen büyük ütopya! Nasıl da sinsi bir varlıksın sen! Ne zaman seni ele geçirdiğini, zapt ettiğini düşünse insanoğlu, tepetaklak ediyorsun onu, başına yıkıyorsun inşa ettiği ne varsa! Ömürleri seni direksiyon kırdığın kaostan döndürmeye çalışmakla geçiyor zavallıların! Kiminiyse kedi önündeki fareye çeviriyorsun hatta, seni zapt ettiklerini sandıkları an sesini çıkarmıyor, başardıklarını düşündürüyorsun onlara; koruma kollama evresine geçmelerine izin veriyorsun kıs kıs gülerek. Sonra bir anda bir ıslık oluveriyorsun, acı bir çığlığa dönüşüyorsun onların kulaklarında. Hafif bir esinti oluyorsun, kıyamet tufana dönüyorsun onların vücutlarında. Yıkıyorsun, yerle bir ediyorsun ne varsa.
Ama vazgeçmiyor insanoğlu her şey başına yıkılsa da. Yeniden başlıyor seni zapt etme çalışmalarına, yeniden inşa ediyor yıktığın her ne varsa. Çünkü biliyorlar, doğa var oldukça, yaşam var oldukça, “entropi” var oldukça seni zapt etmek, senden bir mutlak yaratmak mümkün değil. Yazılmamış kaderlerine. Ama insanoğlu bu, yine de inşa ediyor istediği şeyi ve en azından sen yıkana kadar “hâkim benim” diyor. Bu ona tüm bir ömre mal olsa bile.
Rutini oturmuş hayatlar, derli toplu yaşam alanları, neye sahip olduğunu ve ne istediğini bilen zihinler, sağlam ve oturmuş insan ilişkileri... Ne kadar şiirsel, ne kadar ulaşılmaz! Sensin bunun sebebi düzen denen ütopya, sensin bu şiirlerin ulaşılmaz olma sebebi! Oysa ki bilsen, bunlar senden kazandığı şeyler değil insanoğlunun, senle kazandığı şeyler. Bilsen ki seni düşman olarak gören o değil, onu düşman olarak gören sensin. Bilsen ki bu sinsi savaşı, bu umarsız mücadeleyi başlatan da sensin, bitirecek olan da. Bir bilsen...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder