Olmadık işler geliyor başımıza.
Saçmasapan.
Abuk sabuk.
Gülünç.
Nelere maruz kalıyoruz.
İnanması güç şeylere tanık oluyoruz.
Bazen dâhil oluyoruz,
bazen uzaktan bakıyoruz.
Bazen her terslik bizi buluyor,
her şey üst üste geliyor.
-hep de öyle olur ya zaten-
Bazen sanıyoruz ki
bütün dünya karşımızda saf tutmuş.
Ya da yeterince cesursak, olabiliyorsak,
biz alıyoruz bütün dünyayı karşımıza.
Ne olursa olsun, fark etmiyor artık.
Köprü geçilmiş çoktan.
Sular akmış.
Bazen tıkırında oluyor hayatımız,
Ama hakikaten tıkırında.
Yolunda gidiyor işler.
Allah dert verip de derman aratmıyor şükür.
Tek sıkıntımız akşama ne yiyeceğimize karar vermek.
Yanında da ne içeceğimize tabi.
Olacaksa o da tam olsun değil mi.
Bazen çok sıkılıyor canımız.
Olan bitene de.
Olamayıp bitemeyene de.
Bazense çok yanıyor
çok acıyor canımız.
Bir kayıp
bir ateş
düzelemez bir dert düşüyor payımıza.
İşte o zaman anlıyoruz aslında
"Her şey boş azizim,
her şey boşuna."
Ama yine de,
öyle ya da böyle,
orda ya da burda,
yaşanıyor bir şekilde sevgili okur.
Yaşanıyor işte.
2012'nin 2011'i hiçbir aydınlatma aracı ile aratmaması dileğiyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder