Bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülüğün onu kardeşsiz bırakmak olduğunu düşünmüşümdür hep. Etrafımda gördüğüm tüm kardeş kavgalarına, tüm kardeş düşmanlıklarına rağmen. "Düşmanın yoksa kardeşin de mi yok?" lafına çok gülmüşümdür bir de, bazen gerçek bazense tam bir saçmalık olduğuna kanaat getirerek. İnsanın çocukluğundan beri en yaka silktiği yakını kardeşi olsa bile, en güzel aile anıları da onunla yaşanmıştır gibime geliyor, en başta da anneye kurulan komplolar ve çıldırtma stratejileri :) Kardeşlik benim için büyülü bir olgu sevgili okur, anlaşılacağı üzere.
Bu olgunun bende tapınma isteği uyandırdığı nokta ise ikizler. "Benden bir tane daha" megalomanlığında değilim işin ama aynı anne, aynı baba ve aynı karından çok daha fazlasını; aynı kendini paylaştığın, sana gerçek anlamıyla senin kadar yakın birinin varlığı gerçekten heyecan verici olmalı.
National Geographic Türkiye'nin Ocak 2012 sayısında yer alan "İkizler" dosyasında alt başlık olarak "Tıpkısının aynısı ama aynı değil" denmiş olsa da ikizlik durumu benim için heyecan vericiliğini korumaya devam edecek elbette. Nisan 2011'de Amasra'da fotoğrafladığım yukarıdaki ikizler ise mavi başlıkları ile beni çocukluğuma götürmekle kalmayıp (aynısından bende de vardı zira), ikizler konusundaki hissiyatımı da iyice perçinlemiş bulunmaktalar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder