İstenmeyen olmak zordur. Koyar insana.
Başlarda kasıtsız hareketleri üzerine alındığını düşünür insan. Fazla alıngan davrandığını, kuruntu yaptığını telkin eder kendine. Yok yere üzüldüğü için üzülür.
Aslında yok yere üzüldüğü için yok yere üzülür. Yok yere üzülmemiştir çünkü. Var yeredir üzüntüsü. "İstenmeyen"dir çünkü. En başından beri. Ama bilmez insan. Bilmek istemez.
İlerleyen zamanlarda bir yandan telkine devam eder, rahat olmaya çalışır; bir yandansa gözlemlediği hareketlerin, gördüğü muamelenin çok da masumane olmadığına dair veriler birikir elinde, gittikçe güçlenen ve itiraza mahal bırakmayan veriler. Bu biriktirmeyi içten içe, kendiyle mücadele halindeyken yaptığı için daha çok yıpranır; daha çok üzülür. Kavgası hâlâ kendiyledir.
Kendiyledir; çünkü "yeterince iyi" olamadığı için kendine kızar. Yeterince eğlenceli, yeterince esprili, yeterince güleryüzlü, yeterince anlayışlı, yeterince hoşsohbet, yeterince hoşgörülü, yeterince her neyse. İstenen insan olamadığı için kızar kendine.
Daha fazla çabalamaya karar verir. Yeterince iyi, yeterince eğlenceli, yeterince esprili, yeterince güleryüzlü, yeterince anlayışlı, yeterince hoşsohbet, yeterince hoşgörülü, yeterince her neyse olmak için daha fazla çabalar. Mizacına aykırı işlere bile kalkışır. Kendinden uzaklaşır. Kendinden uzaklaştığı ölçüde, istenen insan olmaya yaklaşamaz yine de. Kendiyle kavgası daha da şiddetlenir.
Şiddetlenir, artık hızını alamaz olur. İçindeki çalkantıya takviye yapar farkında olmadan. Her kimse karşısında yeterince iyi, yeterince eğlenceli, yeterince esprili, yeterince güleryüzlü, yeterince anlayışlı, yeterince hoşsohbet, yeterince hoşgörülü, yeterince her neyse olmak istediği; her kimse taraflarınca istenen insan olmayı dilediği; onları da katar kavgasına. Tabi haberi olmaz kimsenin. Hasbel kader olsa da fark yaratmaz bu. Daha da kötü yerlere çıkar işin ucu. Her türlü fena. Her türlü yıpranır "yeterince her neyse olamayan".
Sonra bir gün durur. Durur öylece. Ve sorar kendine: "N'apıyorum ben?" Anlamaya başlar kilometrelerce koşuyorum sanıp aslında aynı çemberi yüzlerce kez çizmiş olduğu gerçeğini. Ve görür ki kendini yıpratmaktan başka bir eldesi yoktur. Artık kabul etme vaktidir: "Yeterince her neyse olamayan" değil, "istenmeyen"dir o. "İstenmeyen"dir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder