Sayfalar

Pazartesi, Haziran 27, 2011

Ne kadar az beklenti, o kadar az hayalkırıklığı

Doğruluğuna inandığım ve hemen her konuda kendime telkin ettiğim bir söz var: "Ne kadar az beklenti, o kadar az hayalkırıklığı."

Gelecek konusunda fazla tez canlı biriyim, ne olacaksa ucundan kıyısından göründü mü hemencecik gerçekleşsin isterim. Gerçekleşmesi elimde olan, doğrudan doğruya bana bağlı bir şeyse o işi bir an önce halletmezsem hasta bile olabilirim. Gerçekleşmesi benim dışımda etkenlere bağlı bir şeyse de çok fazla beklenti içine girebilirim.

Beklenti içinde olmak gerçekten çok pis bir durum arkadaşım. İnsan resmen hayattan tat alamaz hale gelir, çünkü sadece gerçekleşmesini istediği şeye, beklentisine odaklanmıştır. Beklentisi gerçekleşinceye kadar gözü başka hiçbir şeyi görmez, etrafında olan biten hiçbir şeyi fark etmez, etse de önemsemez.

Beklentisi gerçekleştiği zaman tüm bunların bir önemi kalmaz diye düşünebiliriz, beklentinin gerçekleşmesinin getirdiği mutluluk her şeye değer. (?!) Peki ya gerçekleşmezse? İşte bu durumda yaşanan hayalkırıklığı, bekleme sürecindeki stresin üstüne şahane bir sos mahiyetinde yayılıverir. İnsan da tüm bu olan biten esnasında kaçırdığı asıl hayatın arkasından eli böğründe bakakalır.

Anlatmaya çalıştığım bu durum hemen hemen hepimizin başına en az bir kez gelmiştir diye düşünüyorum, pek çok farklı durumda tecrübe etmişizdir bu süreci. Bazen maddi, bazen manevi bir beklentimiz olmuştur. Bilmiyorum sizde nasıldır ama bende manevi beklenti çok daha sancılı bir süreç doğurur, çok daha fazla hasar bırakır. Zira başta da söylediğim gibi maddi bir beklenti çoğunlukla doğrudan doğruya bana bağlı bir şey olduğu/olacağı için gerekli ölçme-biçmeyi yapmış, gerekli önlemleri almış olurum. Ama manevi bir beklenti sözkonusuysa ve benim çabamdan fazlası gerekiyorsa o zaman tehlike çanları benim için çalıyor demektir. Kendimi koyverir ve beklentimi dizginleyemezsem, anlattığım süreci o denli yoğun yaşamak zorunda kalırım ki tıp dilinde buna olsa olsa "kendi kendini yiyip bitirmek" denebilir. Hele bir de sürecin sonunda eriştiğim nokta beni mutlu etmiyorsa - yani beklentim gerçekleşmediyse - hiç sormayın daha iyi.

Kendimi her seferinde tamir etme masrafını asgariye indirgeyebilmek adına becerebildiğim oranda etkili bir nevi sigorta: "Ne kadar az beklenti, o kadar az hayalkırıklığı". Tavsiye eder miyim, hımmm daha iyi bir tavsiyem var aslında: Siz en iyisi hayattan hiçbir şey beklemeyin, bırakın bildiği gibi gelsin, iyi şeyler gelince sürpriz olur en azından, sevinir insan. Ben yapamadım siz yapın, kaçın kendinizi kurtarın :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder