Şöyle diyordu kadın: "Çocukluk insanın boğazına oturan yumru gibidir. Kolay kolay yutulmaz." Doğru söylüyordu. Çocukluk bir insanın yaşamının en önemli evresi bana göre; bir insanın iyi ya da kötü bir çocukluk geçirmiş olması tüm yaşamını etkiler, her şeyi değiştirir. Pek çok trajedinin altından kötü geçmiş, kötü hatırlanan, belki de hiç unutulamayan bir çocukluğun izleri çıkar. Pek çok filmin konusu da buna dayanır, o kadının olduğu film gibi.
Ben şanslıydım, güzel bir çocukluk geçirdim. O vakitler zaten olması gereken oymuş gibi gelirdi de, sonradan sonradan anladım herkesin benim kadar şanslı olmadığını, olmayabileceğini. Beni diğerlerinden daha şanslı yapanın sahip olduğum anneyle baba olduğunu düşünüyorum ister istemez, ya da onları benden daha şanssız yapanın onların sahip oldukları anneler ve babalar olduğunu, öyle de söylenebilir. Diğer başka etkenlerden önce bu geliyor aklıma, neden bilmiyorum, bilme gereği de duymuyorum aslına bakarsanız. Sonuçta varmak istediğim nokta evi huzurlu bir yer yapabilen bir anneyle babanın iyi bir çocukluğun da kapılarını açtığı.
Oyun ve okul çağında arkadaşlarımız için ölürdük hatırlar mısınız? Az mı ağladık az mı tepindik oyun devam ederken eve girmemek ya da bir gece arkadaşımızda kalabilmek için? Ergenlik döneminde arkadaş gruplarımız yüzünden az mı kavga ettik annemizle, babadan gezmeye vize çıksın diye az mı başını ütüledik, vize çıkmayınca az mı trip attık? Üniversite yıllarında "Ben özgür bir bireyim!" diyerek sonlandırdığımız kaç tartışma var, öyle değil mi? "Ben hallederim"ler, "Ben kararımı verdim"ler, daha neler neler... İş hayatına girince işe güce sinirlenip hıncımızı anneden babadan çıkarmalar, benim aklıma ve şimdilik başıma gelenler bunlar. Eminim atladığım ya da yaşamadığım ama sizin yaşadığınız bir sürü şey vardır. Demem odur ki, saçmasapan insanlar ve olaylar yüzünden hep onları üzdük, hep onları endişelendirdik, sonra da boyumuzun ölçüsünü alınca dönüp hep onlara sığındık.
Herkes beşer, herkes şaşar; ama ben hep şunu gördüm ki bir anne bir baba ne yapıyorsa çocuğunun iyiliği için yapıyor. Diğerlerinin aksine. O yüzden anne, baba ve diğerleri diyorum ya. En azından benim için bu böyle. Bunu günbegün yaşadıklarımla iyice tecrübe ediyorum, bildiğim bir şeyi tasdiklemek en azından konu bu olunca yaşanan her şeye rağmen insana güven veriyor.
Tüm bunları niye mi yazdım? Burdaki eve düşündüğüm birkaç yenilik için şerit metreye ihtiyaç duyunca yarın memleketten gelecek kardeşime "Evde fazladan vardır, bir tane kap gel" diye gönderdiğim mesaja babamın hızır bir telefonla ve şerit metre istememi dünyanın en önemli işi addeden bir ses tonuyla müdahil olmasıdır sebep, hem de biliyorum onca iş başından aşarken! Annem zaten tamamen ayrı bir yaşam formu sağolsun. Bir yandan gülümseyip bir yandan yazmayayım da ne yapayım ben bu anneyle babayı, az bile yaptım :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder