Erdal Beşikçioğlu fanatizmim, Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahnelediği tek kişilik oyunu "Bir Delinin Hatıra Defteri" ile başladı. Hem sahneye konan metin hem de Erdal Beşikçioğlu'nun muhteşem ötesi performansı beni o kadar etkilemişti ki oyunu izledikten sonraki günlerde sersem sersem gezmiştim ortalıkta. O zamanlar izlemediğim için bilmiyordum ama "Köprü" dizisinde ne kadar başarılı bir performans ortaya koymuş olduğunu dizinin devamında çekilen "Vali" filmini izlediğimde öğrendim. Erdal Beşikçioğlu fanatizminin hakkını vermek adına oynadığı diğer filmlerden bulabildiklerimi de (Hayat Var, Eve Giden Yol) izledim."Es-Es" dizisinde canlandırdığı Işık Hoca karakterine çok hayret ettiğimi hatırlıyorum (o diziyi de izlemiyordum gerçi, her şeyi kaçırmakta üstüme yok), bir insan hem tip/görüntü hem de canlandırdığı karakter yelpazesinde nasıl bu kadar kolaylıkla hareket edebilir diye. Ben böyle düşünmeye devam ederken Erdal Beşikçioğlu bu sefer de Behzat Ç. olmasın mı! Dizinin fragmanını ilk gördüğümde (hatırlarsınız bozkırın ortasında misket oynuyordu Harun'la Behzat amirim) "Tövbe bismillah!" demiştim, gördüğüm insanın Erdal Beşikçioğlu olduğundan emin olduktan sonra. Bambaşka bir tip, bambaşka bir karakter; yine muhteşem ötesi bir oyunculuk, işini severek ve hakkını vererek yapan bir insan.
Erdal Beşikçioğlu'nun eşi Elvin Beşikçioğlu da "Ne Seninle Ne Sensiz" dizisinden beri annem ve benim için tanıdık bir yüz, kendisini "Suçlu Yürekler" oyununda tiyatroda izleme şansına da sahip olmuştum; çok güzel bir insan, çok başarılı bir oyuncu. Hülasa, Beşikçioğlu ailesini ilgiyle takip ediyoruz efendim.
"Bir Delinin Hatıra Defteri" bilet bulunamayan bir oyun olmasıyla meşhur Ankara'da, herkes ama herkes bu oyunu görmek istiyor. Bir keresinde ben başka bir oyun için gişede sıra beklerken bir cumartesi sabahı, kelli felli bir amcanın bu oyuna bilet alabilmek uğruna genç delikanlı misali hamleler yaptığına şahit oldum. Bilen zaten biliyordu ama Behzat Ç.'den sonra daha geniş bir kitlenin dikkatini çekti oyun. Kaç sezondur oynuyor ve hep kapalı gişe. Tiyatrodaki genel sahne tasarımından oldukça farklı bir tasarım sözkonusu olunca her oyun için 100-150 bilet satışa çıkıyor ve insanlar oyunu ayakta izlemek pahasına geliyorlar. Ama oyunu görebilmek için çekilen tüm çileye değer, garanti veriyorum. Umuyorum ki önümüzdeki sezon da Ankara DT'de görebiliriz sevgili delimizi. İkinci kez izleme şansını büyük bir talihsizlikle kaçırdığım gün şahsi tiyatro tarihimin en kara günü olduğu içindir ki bunu telafi etmek adına önümüzdeki sezon bir gün sabahın 7'sinde dikileceğim saat 10'da açılan gişenin önüne! Ayrıca bu oyunu izlemesi gereken daha çok insan var. Sonuçta hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık, öyle değil mi? :)
Behzat Ç.'den bir başka yazıda uzun uzun bahsedeceğim. Zira ben de "Bugün günlerden Behzat Ç.!" diyenlerden, dizi başlayınca çalan telefonlara cevap vermeyenlerden, oturup tekrarını özetini bazı sahnelerin videolarını dönüp dönüp bayıla bayıla izleyenlerdenim. Yazımı son bir Erdal Beşikçioğlu fanatizmi tavsiyesiyle bitiriyorum: Semih Kaplanoğlu'nun önemli festivallerden önemli ödüllerle dönen "Yusuf Üçlemesi"nin son filmi "Bal"da izleyin bir de Erdal Beşikçioğlu'nu. Güzel Karadeniz manzaraları gözünüze hitap ederken Erdal Beşikçioğlu da gönlünüze hitap etsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder