Sayfalar

Perşembe, Aralık 12, 2013

Kelimeler

Artık "geçiş" kelimesini sevmiyorsun. Son birkaç aydır bu kelimeyi o kadar çok duydun, o kadar çok kullandın ki artık tiksinti geldi. Ama komiktir, kelimenin taşıdığı anlamın da tam ortasındasın şu an. Kötüymüş değil mi? Bu kelime yüzünden durduğun yer ne orası, ne burası; her şeyin ortasında bir yerde, belirsizce duruyorsun. Bekliyorsun. Heyecanlısın, bir an evvel "oraya" geçmek istiyorsun, olmuyor. Daha işim bitmedi biraz daha "burda" mı kalsam diyorsun, o hiç olmuyor. Velhasıl, sıkıntı. Belirsizlikten de hiç hazzetmezsin. Ya ordasındır ya burda, öyle değil mi? Arada bir yerde durmak da neyin nesi?

İş bununla kalsa yine iyi. Bu gözü kör olasıca "geçiş" kelimesi beraberinde bir de "hesaplaşma" kelimesini getiriyor. Ve bu hain kelime; yaptıklarını, yapmadıklarını, yapamadıklarını; sana yapılanları, yapılmayanları, yapılamayanları peşine tren yapıp zihninin kıvrımlarında tur atıyor. Aklına gelenlerle sinirleniyorsun. Gerçi bazen gülümsüyorsun da. Neyse ki pişmanlık duymuyorsun. Hiçbir şeyden. (İşte buna hayret etmemek elde değil!) Çünkü bu zamana kadar bohçana katabildiklerine odaklanıyorsun en çok. Sonra ilk zamanların geliyor aklına. O zamandan bu zamana verdiğin emekler. Ortaya koydukların. Bilinse de bilinmese de önemi kalmamış artık. Gözlerinin dolmasına yetiyor aklına gelenler. Halbuki duygusallıktan da hazzetmezsin.

Bir de "umut" var tabi, tüm bunların peşi sıra tin tin tin geliyor seke seke. Beklentilerin, umut ettiklerin, gittiğinde bulacağını sandığın şeyler. Orası tamamen ayrı bir muamma. Ama çok dert etmiyorsun işin o kısmını. Hem daha vakit var, hem de her türlü daha iyi olacak işler. Biliyorsun. Güveniyorsun.

İşte bu "geçiş" kelimesinin kendini tamamıyla arz-ı endam ettiği böylesi bir süreçte insana özgü şeyler yaşıyorsun. Böyle bir şeyin senin için ilk olması durumun insana özgülüğünden bir şey kaybettirmiyor. O yüzden sabrediyorsun. Ama yine de kelimeden tiksiniyorsun.

Zaten her şey kelimeler yüzünden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder