Sayfalar

Salı, Ekim 01, 2013

Okumalar ve Sayıklamalar #2 - Bütün Kadınların Kafası Karışıktır

Merhaba sevgili okur, yine ben! Yine ben geldim. Ya da...

Ben yine geldim. Sonuç olarak,

Ben geldim.

Yazanın, hayırsızın.*

Mayıs'tan bu yana niye yazmadığıma dair sana yine bir sürü bahanem var sevgili okur. Ama duymak istemezsin diye düşünmekteyim. Doğrusunu istersen ben de pek anlatma taraftarı değilim. O yüzden bu kısmı doğrudan geçelim, ne dersin? Evet, evet, gel güzel şeylerden bahsedelim.

Öncelikle yaz nasıl geçti ben anlamadım. Sen anladın mı? Gerçi ben ev falan da değiştirdim, bir sürü anlamsız telaşın ve düzensizliğin ortasında kalakaldım, onun da etkisi büyük herhalde. Ama 2013 yazına dair aklında ne kaldı dersen, hasret olur cevabım. Bütün yaz tiyatronun ve sinemanın hasretiyle geçti sevgili okur. Halimi sana şu şekilde özetleyeyim, sinemalarda izleyecek eli yüzü düzgün tek bir film bile olmadığı bir dönemde film krizimizi de dizginleyemeyince çaresizlikten jOBS filmine gittik ya. Düşün yani, o derece. Neyse ki sinemalar Eylül başından beri canlanmış durumda ve güzel filmler var görülecek. Tiyatro konusuna ise şu an gerçekten girmek istemiyorum. Devlet Tiyatroları'nın programına çok tepkili vaziyetteyim, elim bilet al tuşuna gitmiyor bu yüzden; özel tiyatrolar da gördüğüm kadarıyla hala rölantide gibi geldi bana, bakalım perdeyi ne zaman açacağız.

Şu fani hayatımda en çok ve en tutarlı şekilde gerçekleştirdiğim eylem (yazmaya nispet yaparcasına) tabi ki okumak, artık sen de biliyorsundur diye tahmin etmekteyim. O yüzden bu "yeniden merhaba" yazısını o okuduklarımdan bir tanesiyle bitirelim diyorum. (Sloganımızı da araya serpiştirelim...) Hazırsan başlıyorum :)

Yazarlığına, gazeteciliğine ama en çok da çizdiği güçlü, özgür ve entellektüel kadın profiline saygı duyduğum Ece Temelkuran'ın ismine vurulduğum kitabı "Bütün Kadınların Kafası Karışıktır"dan geliyor bugünkü okumalar ve sayıklamalar:

"çok eskiden, ellerim annemin ellerine benzemeden önce, 'her şey çok güzel olacak' derdim. sonra bir gün, ellerimin değiştiğini fark ettim. artık bütün filmler, belirsizlikle bitiyordu. hayat, daha yorucuydu yani.

'yaşamak, eskimektir' dediğim ilk gün, beklenmedik bir şey olmayacağını da fark etmiştim. belki biraz daha iyi, belki biraz daha kötü. ama hiçbir zaman beklenmedik değil. insan, bekler çünkü. tetiktedir. beklemediğini söyleyenlerse, en çok bekleyenlerdir.

ben mi? ben, gündüz uykularından, 'ben burda değilim aslında' diye uyanan biriyim.

...

bir gün bir anda, bazı kızgınlıklarını unuttuğunun farkına varacaksın. artık pek düşünmediğini, çünkü artık bildiğini anlayıp, ellerini bir klarnet taksimi gibi uzatacaksın. hala kafan karışık olacak. ama artık bunu seveceksin. sevmelisin de."**

* Bu yaz yitirdiğimiz şair Ahmet Erhan'a ve onun Teoman tarafından bestelenen şiiri "Oğul"a kalben selamla... "Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın."

** Bütün Kadınların Kafası Karışıktır, Ece Temelkuran, s.105-106

*** Bir selam da kızçeye. Doğum günün kutlu olsun kuzum. Seni çok seviyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder