Bugün durup dururken aklıma düştü bu tirad. Dedim bize ilaç, amirimize de selam olsun o vakit. Hem haftaya yeni film gösterime giriyor, onun da hatırlatmasını yapmış olalım böylelikle.
"Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen öyle olur; her şey üst üste gelir. Polis olmasaydım, katil olurdum. Çünkü sahici bir sarsıntı, sahte bir dengeden iyidir. Binlerce ceset, binlerce katil ve bir evlilik gördüm. Seni, intihar
etttiğin gün tanıdım kızım. Seninle o gün barıştım. Şimdi sadece
geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. Şimdi benim
de yalanlara inanmaya ihtiyacım var, bütün çaresiz insanlar gibi,
dağılan bir okul gibi. Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. Birbirine benzeyen parmaklar gibi; ama her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözlerim doluyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun
yine kulağımın dibinde hiç susmuyorsun. Ağlamama asla müsaade etmiyorsun. Her
şey affedildi babacık diyorsun. Hiç ayrılmayacağız diyorsun. Keşke hep
yanımda olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar
belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana. Ama kar taneleri birbirine
benzemez ki kızım. Cesetler de benzemez. Ama bir cinayet başka bir
cinayeti hatırlatır her zaman. Koşan atlar, düşen atları hatırlatır. Yağmur yağar, durur, tekrar başlar. Yanlış yolda yürümek, doğru yolda
beklemekten iyidir. Beşikten mezara kadar. Karanlıkta herkesle
çarpışabilir insan. Yalan mı söylüyorum sana? Affet beni kızım, affet. Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder