“Hep böyle duygulu bir çocuk olarak kalacaksın,
pek çok ağlama fırsatı bulacaksın hayatta.”*
Böyle söylemişti babası
Zeze’ye; Zeze istemeden de olsa babasını gücendirdiğinde, babasının kendisine
hüzün ve acıyla bakan gözleri Zeze’nin bütün gün acı çekmesine ve günün sonunda
babasının karşısında hıçkırıklara boğulmasına sebep olduğunda.
“...pek çok ağlama fırsatı bulacaksın hayatta.”
Yaşamın en net (ve
maalesef acımasız) gerçeklerinden birini küçük bir çocuğa söylemenin daha naif
bir yolu var mıdır diye düşündüm bu cümlenin üstüne. Hayat, bir birey olarak
kendimiz için yeterince zorken, daha ne kadar dibe vuracağı kestirilemeyen bu
dünyaya yeni bir can eklemek, onu sıfırdan yetiştirip bir “birey” olmasını
sağlamak ve bunu kendimizce en düzgün şekilde başarmak bana deli işiymiş gibi
geliyor sevgili okur; aramızda yalan yok.
Bizim aramızda yalan yok ama ortada öyle yalanlar var ki, insanın aklı hayali almıyor, nutku tutuluyor o
yalanların ve o yalanları gözü kapalı savunanların karşısında.
En klişe laf: Dünya yalanlar üzerine kurulu. İyi ama...
Nasıl olacak bu işler sevgili okur?
* Şeker Portakalı, Jose Mauro De Vasconcelos
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder