Hakkında henüz pek
yazmışlığım olmasa da en sevdiğim sanat dallarının başında tiyatro gelir.
Yine de “Tiyatronun bendeki yeri ayrıdır” gibisinden kallavi cümleler kuramam çünkü
Ankara’ya gelene kadar kaç kere tiyatro izledim - ya da hiç izledim mi-
hatırlamıyorum bile. Ama Ankara’ya geldiğimde aldığım ilk tiyatro biletini (hangi
oyun, bileti nerden aldım, fiyatı neydi vs) çok iyi anımsıyorum ve o bilet
dahil bu zamana kadar aldığım tüm tiyatro biletlerini saklıyorum.
Üniversitenin ilk
yıllarında arkadaş gruplarıyla ve onların sayesinde epey oyun gördüm.
(Gidilecek oyunu tiyatrodan anlayan bir arkadaş tavsiye ederdi ya da
biletlerini alır gelirdi; veya gidilecek oyunda rolü olan bir arkadaş olurdu.)
İlerleyen zamanlarda aylık tiyatro programlarını kendim takip etmeye ve
gideceğim oyunları kendim inceleyip seçmeye başladım. Üniversite bittikten
sonra başlayan ve şimdiye kadar uzanan dönemde ise çoğunlukla haftada bir
rutinini tutturarak iyi bir tiyatro izleyicisi olma yolunda ilerlemeye
çalışıyorum. Naçizane.
Aylık tiyatro programlarını
incelemek ve bir oyuna gösterim tarihinden nerdeyse iki hafta öncesinden bilet
alarak o günümün planını tiyatronun belirlemesine izin vermek bende güzel
duygular yaratıyor. Bir noktada tiyatronun önceliğim olmasını sağlamış
oluyorum. Tiyatro binalarının, sahnelerinin havası da çok hoşuma gidiyor.
Sahnelenen oyun bazen çok etkileyici bazense çok sıkıcı olabiliyor elbette;
yine de kitap okumak, film izlemek, müzik dinlemek gibi eylemlerin de bendeki
temel dayanak noktası olan başka hayatlar
keşfetmek eylemi tiyatroyla da amacına erişmiş oluyor. Bu da tiyatroya dair
başka bir hoşnutluk sebebi benim için.
Gittiğim oyunlar büyük
çoğunlukla Ankara Devlet Tiyatrosu oyunları olur, onun yanı sıra turneye gelen
özel ya da devlet tiyatrosu oyunlarını ve tiyatro festivallerini de görmeye
gayret ederim. Genelde tiyatroya harcadığım paraya acımam. Özellikle görmek
istediğim bir sanatçı ya da oyun olduğunda büyük paralar harcamışlığım vardır. Ama
zaten Devlet Tiyatroları’nın bilet fiyatları oldukça makul. Özel tiyatroların
da hangi şartlarda tiyatro yaptıkları takdirimce malum olduğu için, onların
bilet fiyatları da beni pek rahatsız etmez. Velakin sırf oyuncularının
popülaritesi sebebiyle Ankara’ya ilk turnelerinde fahiş fiyat bildiren, sonraki gelişlerinde üçte biri fiyata gelen bir kumpanyaya da kimse
kusura bakmasın prim vermem. İzleyici de prensip sahibi olmalı öyle değil mi? :)
Böyle kendimce tiyatro
serüvenime devam ederken, bu aralar biraz da özel tiyatrolara merak saldım aslında.
Ankara’ya turneye gelenler kadar Ankara’da kendi sahnesi olan ve değişik
oyunlar ortaya koyan özel tiyatrolar da izlenmeyi ve desteklenmeyi bekliyor,
hak ediyor. Bu bağlamda bir oyun seyrettim geçenlerde. Kendisinden daha önce
beğeniyle bahsettiğim Cermodern bünyesindeki sahne sanatları programı StüdyoCer’in ilk oyunu, Hayvan Çiftliği.
Ekim 2012’de prömiyer
yapan oyun, genel sanat yönetmeninin Erdal Beşikçioğlu olmasından da mütevellit
epey ilgi gördü bu zamana dek. Haftanın belli günleri sahnelenmeye devam
ediyor. Ben tiyatro oyunlarının prömiyerlerine ya da prömiyeri takip eden
birkaç sahnelenişlerine gitmeyi tercih etmediğim için oyunun oturmasını
beklemek istemiştim ve artık zamanıdır deyip gittim.
Hayvan
Çiftliği, George Orwell’in “1984” kadar olmasa da ünlü bir eseri. Kitabın arka kapağından aynen aktaralım:
"İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok
Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun
çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940'lardaki "reel
sosyalizm"in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün
başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.
Hayvan Çiftliği'nin başkişileri hayvanlardır. Bir
çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp
çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir
topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar, kısa
sürede önder bir takım oluştururlar; ama devrimi de yine onlar yolundan
saptırır. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir
diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir
gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i
simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.
Alt başlığı
Bir Peri Masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır."
Oyunun konusu oldukça sağlam, evet, fakat oyunun konusundan
çok sahnelenişi insanları etkiliyor anladığım ve eleştirilerden okuduğum
kadarıyla. Böyle yazınca ben pek etkilenmemişim gibi anlaşılıyor olmalı tabi :) Etkilendim diyemem ama genel olarak oyunu beğendim. Oyunun rejisi ve koreografisi
farklı, farklı olduğu kadar da takdir edilecek cinsten. Oyuncuların emeği de
ortada, hem fiziksel yönden hem büründükleri roller açısından büyük bir
kondisyon ve konsantrasyon gerektiriyor yaptıkları iş. Hayvanların
canlandırıldığı bu oyunda; domuzların homurdanışları, atın kişneyişi,
tavukların kafalarını öne arkaya “gıt gıt gıdak” modunda sallamaları,
koyunların sürü halindeliği ve söylenen her şeye boyun eğişi yansıtışları standartın
oldukça üzerinde. Mesela Boksör isimli atı canlandıran oyuncu kadar iyi bir at
betimlemesi yaratan kimseyi görmemiştim; büyük ihtimal hep de hatırlayacağım
kendisini. Oyunun can alıcı bölümlerindeki konumuyla ve sonlara doğru artan
ağırlığıyla Kocakulak’ı sahneleyen oyuncu da sahici bir eşek betimlemesinin ötesinde şeyler sundu
bizlere. Onun ağzından duyduk mesela yazıya başlık yaptığım o meşhur ve manidar cümleyi: "Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir."
70 dakikaya
sığdırılmasından mı kaynaklandı bilemiyorum ama oyunun ardında boşluklar ve
soru işaretleri bırakan noktaları yok değildi. O noktaların cevaplarını kitabın
kendisinde bulabilirim belki ama o zaman da oyunun zihnimdeki hanesinden
eksilen şeyler olacaktır. Yine de tiyatronun özgün, özgür, emekçi ve nitelikli bir sanat
dalı olmasına sağladığı önemli katkı sayesinde Hayvan Çiftliği önereceğim bir
oyundur, ilgilenenlere duyurulur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder