Sayfalar

Cumartesi, Mart 09, 2013

"Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir"

Hakkında henüz pek yazmışlığım olmasa da en sevdiğim sanat dallarının başında tiyatro gelir. Yine de “Tiyatronun bendeki yeri ayrıdır” gibisinden kallavi cümleler kuramam çünkü Ankara’ya gelene kadar kaç kere tiyatro izledim - ya da hiç izledim mi- hatırlamıyorum bile. Ama Ankara’ya geldiğimde aldığım ilk tiyatro biletini (hangi oyun, bileti nerden aldım, fiyatı neydi vs) çok iyi anımsıyorum ve o bilet dahil bu zamana kadar aldığım tüm tiyatro biletlerini saklıyorum.

Üniversitenin ilk yıllarında arkadaş gruplarıyla ve onların sayesinde epey oyun gördüm. (Gidilecek oyunu tiyatrodan anlayan bir arkadaş tavsiye ederdi ya da biletlerini alır gelirdi; veya gidilecek oyunda rolü olan bir arkadaş olurdu.) İlerleyen zamanlarda aylık tiyatro programlarını kendim takip etmeye ve gideceğim oyunları kendim inceleyip seçmeye başladım. Üniversite bittikten sonra başlayan ve şimdiye kadar uzanan dönemde ise çoğunlukla haftada bir rutinini tutturarak iyi bir tiyatro izleyicisi olma yolunda ilerlemeye çalışıyorum. Naçizane.

Aylık tiyatro programlarını incelemek ve bir oyuna gösterim tarihinden nerdeyse iki hafta öncesinden bilet alarak o günümün planını tiyatronun belirlemesine izin vermek bende güzel duygular yaratıyor. Bir noktada tiyatronun önceliğim olmasını sağlamış oluyorum. Tiyatro binalarının, sahnelerinin havası da çok hoşuma gidiyor. Sahnelenen oyun bazen çok etkileyici bazense çok sıkıcı olabiliyor elbette; yine de kitap okumak, film izlemek, müzik dinlemek gibi eylemlerin de bendeki temel dayanak noktası olan başka hayatlar keşfetmek eylemi tiyatroyla da amacına erişmiş oluyor. Bu da tiyatroya dair başka bir hoşnutluk sebebi benim için.

Gittiğim oyunlar büyük çoğunlukla Ankara Devlet Tiyatrosu oyunları olur, onun yanı sıra turneye gelen özel ya da devlet tiyatrosu oyunlarını ve tiyatro festivallerini de görmeye gayret ederim. Genelde tiyatroya harcadığım paraya acımam. Özellikle görmek istediğim bir sanatçı ya da oyun olduğunda büyük paralar harcamışlığım vardır. Ama zaten Devlet Tiyatroları’nın bilet fiyatları oldukça makul. Özel tiyatroların da hangi şartlarda tiyatro yaptıkları takdirimce malum olduğu için, onların bilet fiyatları da beni pek rahatsız etmez. Velakin sırf oyuncularının popülaritesi sebebiyle Ankara’ya ilk turnelerinde fahiş fiyat bildiren, sonraki gelişlerinde üçte biri fiyata gelen bir kumpanyaya da kimse kusura bakmasın prim vermem. İzleyici de prensip sahibi olmalı öyle değil mi? :)

Böyle kendimce tiyatro serüvenime devam ederken, bu aralar biraz da özel tiyatrolara merak saldım aslında. Ankara’ya turneye gelenler kadar Ankara’da kendi sahnesi olan ve değişik oyunlar ortaya koyan özel tiyatrolar da izlenmeyi ve desteklenmeyi bekliyor, hak ediyor. Bu bağlamda bir oyun seyrettim geçenlerde. Kendisinden daha önce beğeniyle bahsettiğim Cermodern bünyesindeki sahne sanatları programı StüdyoCer’in ilk oyunu, Hayvan Çiftliği.


Ekim 2012’de prömiyer yapan oyun, genel sanat yönetmeninin Erdal Beşikçioğlu olmasından da mütevellit epey ilgi gördü bu zamana dek. Haftanın belli günleri sahnelenmeye devam ediyor. Ben tiyatro oyunlarının prömiyerlerine ya da prömiyeri takip eden birkaç sahnelenişlerine gitmeyi tercih etmediğim için oyunun oturmasını beklemek istemiştim ve artık zamanıdır deyip gittim.

Hayvan Çiftliği, George Orwell’in “1984” kadar olmasa da ünlü bir eseri. Kitabın arka kapağından aynen aktaralım:
"İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940'lardaki "reel sosyalizm"in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.
Hayvan Çiftliği'nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluştururlar; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.
Alt başlığı Bir Peri Masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır."

Oyunun konusu oldukça sağlam, evet, fakat oyunun konusundan çok sahnelenişi insanları etkiliyor anladığım ve eleştirilerden okuduğum kadarıyla. Böyle yazınca ben pek etkilenmemişim gibi anlaşılıyor olmalı tabi :) Etkilendim diyemem ama genel olarak oyunu beğendim. Oyunun rejisi ve koreografisi farklı, farklı olduğu kadar da takdir edilecek cinsten. Oyuncuların emeği de ortada, hem fiziksel yönden hem büründükleri roller açısından büyük bir kondisyon ve konsantrasyon gerektiriyor yaptıkları iş. Hayvanların canlandırıldığı bu oyunda; domuzların homurdanışları, atın kişneyişi, tavukların kafalarını öne arkaya “gıt gıt gıdak” modunda sallamaları, koyunların sürü halindeliği ve söylenen her şeye boyun eğişi yansıtışları standartın oldukça üzerinde. Mesela Boksör isimli atı canlandıran oyuncu kadar iyi bir at betimlemesi yaratan kimseyi görmemiştim; büyük ihtimal hep de hatırlayacağım kendisini. Oyunun can alıcı bölümlerindeki konumuyla ve sonlara doğru artan ağırlığıyla Kocakulak’ı sahneleyen oyuncu da sahici bir eşek betimlemesinin ötesinde şeyler sundu bizlere. Onun ağzından duyduk mesela yazıya başlık yaptığım o meşhur ve manidar cümleyi: "Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir."

70 dakikaya sığdırılmasından mı kaynaklandı bilemiyorum ama oyunun ardında boşluklar ve soru işaretleri bırakan noktaları yok değildi. O noktaların cevaplarını kitabın kendisinde bulabilirim belki ama o zaman da oyunun zihnimdeki hanesinden eksilen şeyler olacaktır. Yine de tiyatronun özgün, özgür, emekçi ve nitelikli bir sanat dalı olmasına sağladığı önemli katkı sayesinde Hayvan Çiftliği önereceğim bir oyundur, ilgilenenlere duyurulur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder