Bekleriz biz.
Hep bekleriz.
Baharın gelmesini bekleriz
mesela. Kış bitsin isteriz sabırsızlıkla; ona bu şekilde haksızlık, hatta
saygısızlık ettiğimizi hiç düşünmeden.
Baharın gelmesini beklediğimiz gibi, belki ondan daha büyük
bir heyecanla, güzel günlerin gelmesini bekleriz asıl. Baharla güzel günler çoğu
zaman eştir kafamızda; ama güzel günlerin bahardan daha müphem oluşu, belki bu
yüzden sürprizlerle dolu olma ihtimali bekleyişimizi daha heyecanlı kılar. Sonuçta
baharın takvimdeki yeri ve neye benzediği belli, peki ya güzel günlerin?
Güzel günleri beklerken bugünü ne denli değersiz kıldığımız
hiç geçmez aklımızdan. Hatırlamayız bile bugünün de geçmişte sabırsızlıkla
beklediğimiz günlerden biri olduğunu. Geride bıraktığımız her günle birlikte;
daha mutlu, daha şanslı, daha zengin, daha konforlu, "daha daha daha" olmayı beklediğimiz günlerden birini daha yitirmiş
olduğumuz gerçeğinin farkında olmayız.
Bekleriz.
Hep ertesi günü bekleriz.
Sırf bu yüzden ertelediğimiz şeyler olur bir de. Kendimizi
daha iyi hissedeceğimiz bir günü bekleriz mesela bir elbiseyi giymek için.
Kafamızın daha duru olacağı bir günü bekleriz karışık bir konuyu anlamak için.
Kendimizi daha güçlü hissedeceğimiz bir günü bekleriz ya da çetrefilli bir
meseleyi halledebilmek için.
Bekleriz.
Hep bekleriz.
Sen de beni bekledin sevgili okur. Sağol, varol. Ve ben, sanırım geldim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder