Sormak istiyorum, Ankara'nın neden kitap fuarı yok?
Aslına bakarsanız Ankara'nın kitap fuarı var. Bu günlerde 6.sı düzenleniyor hatta.
O zaman kendimi yırta yırta şunu sormak istiyorum, Ankara'nın neden gurur duyulacak, günlerce konuşulacak bir kitap fuarı yok?!
Bu günlerde (23 Mart - 1 Nisan tarihleri arasında), Kütüphaneler Haftası olmasının da hasebiyle diye düşünüyorum, Atatürk Kültür Merkezi'nde bir kitap fuarı devam etmekte. Yayınevlerinden çok kitabevlerinin katılımı sözkonusu. Üçü beşi haricinde de tanıdığım bildiğim yerler değillerdi, belki de benim cahilliğim, bilmiyorum. Pek çok standda artık görmekten feci halde sıkıldığım best-seller'lar; içlerinde zerre gerçek kırıntısı var mı hiçbir zaman bilemediğim (ve bilemeyeceğim) siyasi kitaplar; gördüğü rağbete ancak hayretle karşılık verebildiğim, Mesnevilik üzerinden nemalanan zilyon çeşit kitap vesaire vesaire. Buna Atatürk Kültür Merkezi'nin insana daral veren basıklığı, labirentler yanında halt edesi koridorları, çevresinin Allahlık bakımsızlığı da eklensin. Bir de sonuncusu Kasım 2011'de düzenlenen ve sosyal medyadan takip ederken beni kıskançlıktan çatlayacak noktaya getiren İstanbul Kitap Fuarı gerçeği dahil olsun. Çemkirmeyi bitirdikten sonra oturup ağlamayı düşünüyorum.
Bu günlerde (23 Mart - 1 Nisan tarihleri arasında), Kütüphaneler Haftası olmasının da hasebiyle diye düşünüyorum, Atatürk Kültür Merkezi'nde bir kitap fuarı devam etmekte. Yayınevlerinden çok kitabevlerinin katılımı sözkonusu. Üçü beşi haricinde de tanıdığım bildiğim yerler değillerdi, belki de benim cahilliğim, bilmiyorum. Pek çok standda artık görmekten feci halde sıkıldığım best-seller'lar; içlerinde zerre gerçek kırıntısı var mı hiçbir zaman bilemediğim (ve bilemeyeceğim) siyasi kitaplar; gördüğü rağbete ancak hayretle karşılık verebildiğim, Mesnevilik üzerinden nemalanan zilyon çeşit kitap vesaire vesaire. Buna Atatürk Kültür Merkezi'nin insana daral veren basıklığı, labirentler yanında halt edesi koridorları, çevresinin Allahlık bakımsızlığı da eklensin. Bir de sonuncusu Kasım 2011'de düzenlenen ve sosyal medyadan takip ederken beni kıskançlıktan çatlayacak noktaya getiren İstanbul Kitap Fuarı gerçeği dahil olsun. Çemkirmeyi bitirdikten sonra oturup ağlamayı düşünüyorum.
İstanbul'u bir kenara bırakalım bir anlığına; bu ülkenin Bursa'sında, Adana'sında, Antalya'sında, İzmir'inde, Diyarbakır'ında üç haneli sayılarla ifade edilecek kadar çok yayınevinin katıldığı, pek çok kültür etkinliğinin düzenlendiği, yazarların okurlarla buluştuğu, ayrıca duyuru anlamında hiçbir sıkıntının yaşanmadığı kitap fuarları düzenlenebiliyor da; aynı ülkenin başkentinde yapılabilecek hiçbir şey yok mu? Demek ki yok.
Fuara aslında pek de ümit taşımadan gittiğim halde gördüklerimden sonra hiddetim bu seviyeye yükselebildiyse; bu hiddeti Ankara'da yaşayan bir okur olarak düzgün, kapsamlı, özen gösterilmiş bir kitap fuarı istemek için sonuna kadar kullanabilirim bence. Üstelik insanlar böylesine baştan savma bir fuarı park yeri bırakmayacak derecede büyük bir kalabalık oluşturarak ziyaret ediyorlarsa, bulabildiğim üç düzgün yayınevinden ben onca kitap alıp çıkıyorsam yine de; bu işleri organize eden insanlar küçük düşünmeyi bırakmalı,"Eh bu kadarı yeter bu millete" demek yerine talebi görüp arzı yükseltmeli. Kalite artmalı, kapsam genişlemeli.
Ayrıca bu sonbaharda bir haftasonunu sırf bunun için ayırıp 31. İstanbul Kitap Fuarı'na mutlaka gitmeli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder