Bazı yüzler bizi kendine çeker. Gözlerini alamaz insan o yüzden. Hiçbir sebep yoktur aslında hani gelse de sorsa o yüzün sahibi: “Ne bakıyorsun bana?”
Bazı gözler çok tanıdık bakar. Bildiğimiz anlamlar taşır, bildiğimizi sandığımız ya da. Sadece o gözlerin ve bizim bildiğimiz bir sır gibi. Aramızdaki bir şifre gibi.
Bazı tebessümler çok hatırşinastır. Çok eski zamanlardan geliyor gibidir. Geçtiğimiz tüm yolları, kaçırdığımız tüm fırsatları, kaybettiğimiz tüm dostları biliyor gibidir. Yine de, “Boşver, bu da geçer!” der gibidir.
Gibidir... Hiçbir zaman da “gibi”den öteye geçmeyecektir; çünkü bu yüzler, bu gözler, bu tebessümler bize tamamen yabancı insanlara aittir. Adını bile bilmediğimiz, bir daha karşılaşma ihtimalimizin olmadığı insanlara. Bir daha karşılaşma ihtimalimiz olsun diye hamle yapacak cesaretimizin de olamayacağı insanlara. Değil ki, yıllardır tatile çıkmamış biz, oracıkta bir hikâye uydurup, “Şey... Çok afedersiniz, gözüm sizi bir yerden ısırıyor da... Geçen yaz Side’de karşılaşmış olabilir miyiz acaba?” diyerek o yabancının yanına sokulabilelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder