Sayfalar

Cuma, Eylül 30, 2011

Kendime Notlar #3

Bazen bazı şeyleri kabullenmek gerek. Olduğu gibi kabul etmek. Hayatın gerçekleri listesine onu da eklemek. "Güneş doğudan doğar, batıdan batar"a nasıl yaklaşıyorsa insan, o şeye de öyle yaklaşmalı bir yerden sonra. Özellikle o şey (her neyse artık) o haliyle kalmasın diye çok çabaladıysa ama geçen tüm zamana ve verilen onca savaşa rağmen değişen bir şey olmadıysa, artık kabullenmekten başka yapacak bir şey de kalmamış demektir.

Kabullenmek istememe sebebin o şeyin o haliyle sana göre çok yanlış olmasıdır belki. Olabilir. Ya da sen bunu bu şekliyle hak etmediğini düşünüyorsundur, ona da eyvallah. Ya da hüzün veriyordur sana, üzülüyorsundur düşündükçe, isyan etmek geliyordur içinden, kimbilir. Ama bak, gör, anla artık; değişmiyor, düzelmiyor, olmuyor! Olmuyor. İstediğin gibi, düşlediğin gibi olmuyor. Ne yaparsan yap, olmuyor.

Dediğim gibi, yapabileceğin tek şey kabullenmek bebek, o şey her neyse. Ne yapacaksın ki zaten başka, bütün hayatını, kabullenmemek adına, o şeyi değiştirmeye adayıp, kendi kendini yiyip bitirecek misin? Kimsenin haberi yokken ve ruhu duymuyorken ve umurunda da değilken, tüketecek misin ömrünü böyle bir çaba uğruna? Ardın sıra mütemadiyen gelecek bir mutsuzluk, bir memnuniyetsizlik halini de unutma. Gölgen misali, orada, hep orada.

Kabullensen de ona göre yaşasan, azıcık gün yüzü göstersen kendine ne olur sanki? Hem, kulak ver Ece ablaya, ne diyor bak: "... Çünkü biz yaşamalıyız. Yalnızsa yalnız; o da olur."*

* Ece Temelkuran, İkinci Yarısı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder