Sayfalar

Pazar, Ekim 30, 2016

Tatil Notları #8 : Boston / ABD - 1.Kısım

Atlas Okyanusu'nun doğu yakasındaki ısınma turlarımın beni bu kadar hızlı şekilde okyanusun ötesine atacağını düşünmemiştim ama evet, kısmette bu yaz Amerika'ya ayak basmak da varmış.

Bu yaz, mevsime ait üç ayın her bir yarısını Ankara dışında geçirince insan "Hiç dönmesem mi?" diyor ama işte yine buradayım :) ve gördüğüm Amerika rüyasını (?!) anlatmaya hazırsan başlıyorum:

Bu klişe tabiri (Amerika rüyası) kullanmak durumundayım çünkü oradayken gördüklerim karşısında hissettiğim rüya görüyormuşum gibi bir şeydi; ama bunda hayranlık duygusu değil, şaşkınlık baskın. Çünkü adamlarda hayatlar hakikaten kolay, kafalar bildiğin rahat. Bizde ise malum olduğu üzere genel itibariyle her şey çok ciddi seviyede sıkıntılı ve bir de kişisel olarak işleri karmaşıklaştırmak gibi durdurulamaz bir yeteneğim var.



Amerika'ya esas gidiş nedenimi nihayete erdirdikten sonra birkaç günü Boston'da geçirme şansım oldu. Boston, kıtanın Avrupa'dan ilk göç alan şehriymiş ve ilk yerleşenler İngilizler olmuş; bu sayede de şehir, mimarisinde ve tarzında güzel bir İngiltere havası barındırıyor.




Öncelikle şehrin kalbindeki iki parktan bahsetmek isterim: Boston Common ve Public Garden. Boston Common 1634 yılında hizmete açılmış ve Amerika'nın en eski parkı, Public Garden ise 1837 yılından beri kullanımda. Şaka mı dersiniz? :)



Her iki park da yeşil alanları, anıtları ve halkın kullanımını önemseyen uygulamaları ile gerçek şehirciliğin ne olduğunu düşündürdü bana. Bir yanda sincaplar, bir yanda rengarenk ve pek enteresan çiçekler barındıran tarhlar, bir yanda sırf bebeler suyla oynasın eğlensin diye düzenlenmiş sığ bir havuz, daha bir sürü şey... Ve gittiğim şehirler çerçevesinde bakınca yurtdışında parklara ve şehirciliğe dair benzer bakış açısıyla ve hizmetle istisnasız karşılaşmış olmam...






Boston Common'ın kuzey kapısından çıkarak altın kaplama kubbesiyle meşhur Massachusetts State House'a ulaşabiliyorsunuz.



Bu muhit, Özgürlük Yolu'na (Freedom Trail) dahil olmak için uygun noktalardan biri. Özgürlük Yolu'nu takip ederek Amerika tarihinde önemi olan lokasyonları ve Boston'ın tarihi noktalarını ziyaret etmek mümkün.

Downtown olarak geçen bu bölgenin yakınında, yürüme mesafesinde Chinatown ve Theater District var. Chinatown biraz ürkütse de :) bir akşam yemeği ve meyve/atıştırmalık alışverişi için orayı tercih ettik. Theater District'te ise İngiltere'de olduğu gibi oyunlara ait afişler ve yeni sezonu müjdeleyen billboard'lar arasında mutlu mesut gezdiğimi bilmem söylememe gerek var mı?

Boston bir liman şehri ve ticari anlamda önemi kendinden menkul imiş. Ben elbette ticaretiyle ilgilenmiyorum ama liman (Boston Harbor); akvaryumu (New England Aquarium), Long Wharf denen tarihi iskelesi, Sahil Güvenlik (US Coast Guard) üssü, emekliye ayrılmış savaş gemisi USS Cassin Young'ı da gezdiğimiz Charlestown Navy Yard bölgesi, balina seyir tekneleri başta olmak üzere çeşitli gezi tekneleri ile çok eğlenceli ve hareketli bir yer. Burada da çimlerinde ve çardaklarında dinlenip keyif yapabileceğiniz bir adet park mevcut: Columbus Park.






Limana yürüme mesafesinde Faneuil Hall Marketplace & Quincy Market bulunuyor. Burası, çeşit çeşit yemek, hediyelik eşya, giyim, aksesuar vb şeyler bulabileceğiniz stant ve mağazalardan mütevellit bir yaşam ortamı. Yemeğinizi alıyorsunuz, ister içerideki masalarda ister dışarıdaki banklarda yiyorsunuz, alışverişinizi yapıyorsunuz, denk gelirseniz sokak müzisyenlerini dinliyor ya da performans sanatçılarını izliyorsunuz. İşte böyle anlarda insan "Hayat gerçekten güzel" demeden edemiyor. (Evet, ben bile diyebiliyorum yani :))

Devamı ikinci yazıda...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder