Sayfalar

Salı, Eylül 27, 2016

Okusam Hep Okusam #20 : Unutma Dersleri

Yine sırf adı ile merakıma olta atmış bir kitapla karşındayım sevgili okur. Önce adı ile, sonra kapağı ile (pek severim böyle motifleri), en son da okumaya başladığımda beni saran havası ile Okusam Hep Okusam serisinin bu seferki konuğu Nermin Yıldırım'ın Unutma Dersleri.

Kitabı alırken değil ama ne zaman okuyacağımı düşünürken biraz tereddütte kaldım dürüst olmak gerekirse, çünkü beni satırların arasında neyin beklediğine dair hiçbir fikrim yoktu ve bu yüzden kitabı okumak için hazır mıydım bilmiyordum.

Yine de günü geldi, elime aldım ve okumaya başladım. Okudukça karşılaştığım şeyin çok da fena olmadığını ve hazır olup olmama konusunda boş yere endişe ettiğimi fark etmem uzun sürmedi. Zira Nermin Yıldırım'ın yarattığı atmosferi sevmiştim ve baş karakterimiz Feribe'nin geçmeye çalıştığı yollardan uzun zaman önce geçmiştim. Kendi unutma dersimi kendim vermiştim.



Yaşadığı aşk acısının pençesinde kıvranan, arabeske olan eğilimini çok istesek de göz ardı edemeyeceğimiz, yine de kendisiyle pata küte dalga geçebilen, komik bir kadın Feribe. Sadece acının değil, aslında biraz da içine düştüğü durumun kendisinde yarattığı utancın da pençesinde. Çünkü nihayetinde 40'larında, evli bir kadın; yasak bir ilişki yaşıyor ve bu da yetmezmiş gibi bu yasak ilişkide ne olduğunu anlayamadan terk edilen taraf.

Ne yaparsa yapsın olmuyor, işin içinden çıkamıyor, bir yandan saçmaladığı ve hala saçmalamaya devam ettiği için kendine kızıyor; diğer yandan depresyonun kırk kapısından çıkıp kırk birinci kapısından geri giriyor. Sonra bir gün genelde gözlerini devirerek baktığı ofisteki tiplerden biri sayesinde "Mazi İmha Merkezi" diye bir kuruluştan haberdar oluyor. Gider miyim, gitmez miyim, olur mu olmaz mı derken, yapmam dediği ne varsa yapıyor, bir yandan aman canım zaten dibi görmüşüm daha kötü ne olabilir ki diye kendini ferahlatmaya çalışıyor, sonrasında elbette kendini maceranın göbeğinde buluyor. Biraz melankoli, bolca mizah derken biz de onunla beraber arada yerimize mıhlanıyor, çokça da koşturuyoruz sayfalar boyunca.

Özetlemeye çalıştığım olay örgüsünün Nermin Yıldırım'ın eğlenceli üslubuyla, aşk acısı ve unutmak üzerine samimi aktarımlarla zenginleştirilerek, gidişata biraz da sürprizler katılarak detaylandırıldığını düşünün. Unutma Dersleri işte tam olarak öyle bir kitap. Ben baştaki acabalarıma rağmen beğenerek okudum. Nermin Yıldırım'la tanıştığım bu roman da okuduğum son romanı olmayacak büyük ihtimalle.

Kitap hakkında daha fazlasını merak edenlere SabitFikir'de de yayınlanmış olan Hikmet Hükümenoğlu'nun Okuma Notları'na göz atmalarını tavsiye ederim. Sözü uzatmamak için buraya yazmadığım pek çok şeyi orada bulabilirsiniz, bu kitap özelinde oldukça hemfikir olduğum bir yazıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder