Hollanda seyahatimde, Amsterdam'dan sonra, bir günümü Rotterdam'a ayırdım. Rotterdam en az Amsterdam kadar merak ettiğim bir şehirdi.
Erasmusbrug üzerinden Rotterdam panoraması

Kendini bu yönüyle ön plana çıkaran Rotterdam'da, Centraal'den sonra akla ilk gelen mimari örnekler Markthal ve Kübik Evler (Kijk-Kubus).
Markthal, içinde yiyecek-içecek stand ve dükkanlarının bulunduğu, pazar alışverişinizi de yapabileceğiniz, farklı alternatiflerle karnınızı da doyurabileceğiniz Rotterdam'ın üstü kapalı marketi. Binanın dış cephesinden görüldüğü üzere bu market/pazar bölümünün üstünde binayı çevreler şekilde ofisler/konutlar mevcut.
Markthal dış cephe

Rotterdam'da beni en heyecanlandıran an, Kübik Evler'i gördüğüm andı sanıyorum (Aynı heyecanı daha önce Londra'da da, Waterloo Tren İstasyonu'ndan çıkıp caddeyi dümdüz geçerek köşeyi döndüğümde karşımda Big Ben'i gördüğüm an yaşamıştım).
Kübik Evler, sütun görevi gören katlar üzerinde yükselip 45 derecelik açıyla duran, birbirine yaslanmış şekilde inşa edilmiş altıgen bir mimariye sahip. İçlerinde yaşayan epeyce insan var, bazılarında ise tadilat söz konusu.



Kübik Evlerin arasında dolaşırken, bir tanesinin içini de gezip görebilmemi sağlayan müze evle de karşılaşınca çok sevindim. Evin katları arasındaki (her bir kübik ev üç kat bu arada) fazlasıyla dik merdivenler biraz gözümü korkuttuysa da, beklediğimden daha geniş ve kullanışlı bir iç ortamla karşılaştım.


Kübik Evler'den sonra Oudehaven'i takip ederek Willemsbrug'a ulaştım, oradan da Rotterdam deyince akla gelen bir başka değer olan Erasmusbrug'a.
Gezerken anladım ki Erasmusbrug (Erasmus Köprüsü) görülecekse sadece Erasmusburg'a odaklanmayıp; aynı bölgede bulunan Willemsbrug ve Wilhelminaplein, bir zamanların liman oteli olan tarihi Hotel New York, otelin karşı yakasındaki Veerhaven de gezilmeli. Erasmusbrug ve etrafını oluşturan bu bölgeyi gezerken çok keyif aldım.
Maas Nehri ve Willemsbrug
Maas Nehri ve Erasmusbrug
Hotel New York
Erasmusbrug
Veerhaven'in devamında Parklaan'ı takip edip Het Park'a çıktım. Şehrin orta yerinde böyle yeşil, sanki şehrin ortasında değilmişçesine izole ve huzur dolu parklar bulunca o kadar mutlu oluyorum ki.
Veerhaven
Het Park
Het Park ve Euromast
Şimdi bu kadar anlattıktan sonra söyleyeceğim şey garip kaçmasın lütfen ama Rotterdam, özellikle tren istasyonundan ilk çıktığımda kendimi içinde bulduğum alışveriş merkezleri ve plazalarla bezenmiş bölge sebebiyle, Amsterdam'a bakınca bana biraz yapay geldi. Aslında Rotterdam'da gayet güzel bir gün geçirmiş oldum ama ister istemez Amsterdam'daki samimi ve şirin atmosferle karşılaştırma yapmadan duramadım. Sanırım bazı caddelerde hiç ruh yokmuş gibi gelmesi de bundandı.
Yine de... Görmeli mi?
Tabi ki de görmeli, bu da soru mu! ;)
Tabi ki de görmeli, bu da soru mu! ;)














Hiç yorum yok:
Yorum Gönder