Sayfalar

Pazar, Mayıs 13, 2012

Nefret

Bazen bir nefret gelir oturur içime. Tam böğrüme, nefes almamı engellercesine. Hiçbir sebep yokken, hiçbir şey olmamışken gelir yapar bunu. Kıl köklerime varıncaya değin hissederim o nefreti, burnumdan çıkan solukla havaya karıştığını görürüm nerdeyse.

Şeritler geçmeye başlar gözümün önünden, meseleler döner kafamda geçmişe dair. Nefret ettiğim insanlar, benden nefret eden insanlar, maruz kaldığım ve maruz kalmaktan nefret ettiğim durumlar, nefretle andığım olaylar, başaramadıklarım, elimden kaçırdıklarım, elimden kaptırdıklarım, hiç sahip olamadıklarım, yanlış yaptıklarım, çok yanlış yaptıklarım, yanlışa saptırıldıklarım, inandıklarım, inandırıldıklarım, hepsi, hepsi üşüşür beynime. Nefretim kabarır, nefretim kabardıkça şeritler hızlanır, şeritler hızlandıkça nefretim daha da kabarır. Zamanında kendini göstermiş olsa belki de bu nefreti hiç var etmeyecek olan hırsım, mahallenin belalısı herkesi sindirip gittikten sonra kabadayılığa kalkışan kahvehane sünepeleri gibi racon kesmeye başlar bu sefer de. Duvarları yumruklayasım gelir o vakit, sokağa çıkıp bas bas bağırasım, ya da daha uzun vadede beni avutacak ve faydalı olacak (?!) bir fikirle, karşımdakine pata küte girişebileceğim bir spora başlayasım. Boks mesela? Her zaman aklımdadır zaten.

Sebepsiz gelen nefret sebepsiz de gider bunca iç savaşın ardından. Hiçbir duvarı yumruklamam, kimseye bağırmam, boksa da başlamış olmam o gidene kadar. Sonra düşünürüm salim kafayla: Hesabı görülmemiş şeyler mi var acaba kafamda? Belki de vardır, bilemiyorum. Yine de kafamda canlandırdığım sonları gidip uygulayacak değilim ya, "O gün öyle değil de böyle davranmalıymışım." dedim diye?

Gidip uygulasam ne değişecek zaten, o da var bir yerde. Gençken inanırdım rest çekince, masaya yumruğunu vurunca, gerçekleri haykırınca işlerin daha iyi gideceğine. İnsanların "doğru yolu" bulabileceğine. Çok saftım. Böyle yetiştirdiler, ben ne yapabilirim? Hiçbir zaman strateji insanı olamadım, olamayacağım da. Dağlar kızı Reyhan o vakit.

Nefret diyorduk, evet. Arada bir geliyor, geldiği gibi de gidiyor işte. İç yapım hariç kimseye zararı olmuyor. Almış olduğum bazı kararlar neticesinde bundan sonra fazla uğrayacağını da sanmıyorum aslında, yakında nefretimi de soğutacağım kendimden. Hür iradem sağolsun.

1 yorum:

ofis dedi ki...

iradene sağlık tatlım:)

Yorum Gönder