Sayfalar

Pazar, Ekim 16, 2011

Karşılaştırmalar

Öylesine çocuğuz ki. Öylesine şımarık, öylesine mızıkçı, öylesine küçük hesaplar peşinde. "Biz ne diyorsak, ne istiyorsak o olsun"un derdinde. Bizden başkası ilgi odağı olunca, birilerinin hayatı bizimkinden iyi akınca nasıl da batıyor dikenler oramıza buramıza, nasıl da kıpırdanıyoruz yerimizde rahatsız olmuşçasına. Ki oluyoruz da. Sindiremiyoruz bir işi bizden daha iyi yapmasını kimsenin, birilerinin şu hayatta bizden daha başarılı olması ihtimali sinirimizi bozmaya yetip de artıyor bile.

İnsan doğası işte, kim ne diyebilir, rekabet hamurumuzda var. En kendi halinde olanımız bile hiç mi ölçüp biçmez diğerlerine göre durduğu yeri, hiç mi kıyaslamaz başkalarıyla kendini. Herkes ister karşılaştırmalarda ipi göğüslemeyi.

Beni düşündüren esas mesele şudur ki, doğamızda var olan bu güdülere doğamıza en yakın hissettiğimiz insanları; arkadaşlarımızı, dostlarımızı, yakınlarımızı da maruz bırakmaktan çekinmiyoruz. Ve bu bana hiç samimi gelmiyor sevgili okur, hatta pek nahoş geliyor düşündükçe.

Bir insana "canım" diyebiliyorken (ki artık kelimelerin de içi boşaldı sevgili okur, "canım" dediklerimiz gerçekten "can" mı bizim için, "can"ımızdan parça mı dersin?) aynı zamanda o insanın hayatının bizimkinden daha yolunda gidiyor olması sinirimizi bozuyorsa; burda bir sorun, bir samimiyetsizlik, bir yanlışlık yok mudur sence de? Ya da dostlarımıza ait olan ve mutluluğu bizimle paylaşılan bir başarıyı, bizim olması durumunda hissedeceğimiz coşkuyla sahiden karşılıyor, kutluyor muyuz acaba?

Bunlar beni düşündürüyor sevgili okur, hele ki örneklerini yaşadıkça daha çok düşündürüyor. Sen de böyle şeyler yaşıyor, başkalarına yaşatıyor, hiç düşünüyor musun sevgili okur?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder