Sayfalar

Pazar, Ocak 09, 2011

- "Bu sene benim!" - "Hayır, benim!" - "Önce ben gördüm!" - "Hayır, ben!"

Yılın bu zamanları çok klasik şeyler döner insan beyninde. Adettendir, biten yıl şöyle bir değerlendirilir; yaşanan güzel şeyler gülümsenerek hatırlanır ve hatta başkalarına da hatırlatılır, beraber gülünür gülümsenir “Ne güzeldi” diyerek iç geçirilir; başa gelmiş nahoş vaziyetlerin ise film şeridinden hızlıca geçip gitmesi sağlanır (O esnada da gözler yere doğru çevrilmiş, baş “Ben bunları hak etmedim ki” tadında hafiften sallanıyordur), bunları bu sene (ve tabi sonraki senelerde) yaşamamak adına temennide bulunulur; ve ardından “İyisiyle kötüsüyle bir seneyi daha devirdik” denir
(Ben genelde bu eski yıl değerlendirmesini beraber yaptığım kişiye -çok da sevdiğim biridir mutlaka- “Yedin be koca yılı, yuh!” derim:)), böylece yılbaşı rutininin ilk kısmı bitirilir.

İkinci kısımda ise yeni (“Yeni” kelimesi yetmiyor hatta güzelliğini anlatmaya, “Yepyeni!” demeli), daha dokunulmamış, harcanmamış, pırıl pırıl seni-beni-bizi beklemekte olan senenin planlarına geçilir. Sanıyorum insan bu kısmı kendine saklamayı daha uygun görüyor ve rutinin ilk kısmını beraber gerçekleştirdiği biri olduysa yanında, ona daha yüzeysel daha basmakalıp şeyler aktarmayı tercih ediyor yeni yıl planlarıyla ilgili. Bunun sebebi yeni yılın ve planların mümkün olduğunca saf ve ona özgü kalmasını istemesi de olabilir, “Olur da gerçekleştiremezsem benden başka kimse bilmesin duymasın bu niyetimi” düşüncesi de. Ya da rutinin ilk kısmında acele ile geçiştirilen bölümle de ilgisi olabilir: Yaşanmış nahoşlukların değerlendirilmesiyle. Herkes hata yapar, herkes yanlış yapar, herkesin kendinden hoşnut olmadığı noktaları vardır; ama kimse yoğurdum ekşi demez. Çoğu insan yaşadığı nahoşluklarda kendinden kaynaklanan kısımları görmek, bilmek, varlığını kabullenmek bile istemez; bırakın ki sesli olarak dillendirebilsin. “Hatalardan ders çıkarmak” diye bir şey var ya hani bize ilkokuldan beri altın kural olarak öğrettikleri; prensipte benimsediğimiz ama hiçbir zaman hayatımıza yüzde yüz verimle uygulayamadığımız (yüzde yüz verim doğada bile yok ki zaten, bizde ne arasın! ;)) işte ondan bahsediyorum. Çoğumuz yeni yılla ilgili hayallerimizi planlara dönüştürürken, ya da ömrümüzde illa ki yapmak istediğimiz bir şeyin bu  yeni yıla düşen payını ayarlamaya çalışırken, bir önceki senenin hatalarını göz önüne almaya çalışırız. Ama bunu kendimizden başka birine anlatmak kısmı çok da yapmak istediğimiz ve yaptığımız bir şey değildir. Öyle ya, “Yoğurdum ekşi” demek kolay değil hiçbirimiz için; en cesurumuz, en kendiyle barışık olanımız, en kendine güveni tam olanımız bile “Benim yoğurttan çok iyi ayran olur, biraz tuz gerek sadece” diyebiliyorken. (Ah şu bardağın dolu tarafı!)

Yeni yıl planları diyorduk en son (Parantez açmayı pek severim, konuşurken de yapıyorum bunu fark eden olmuştur, ama bazen parantezi kapatmak için ciddi efor gerekiyor:)), yukarıda anlatmaya çalıştığım ruh hali ve düşünce yapısı sebebiyle çoğunlukla kendimize sakladığımız planlarımız; geçen yıl yapamadıklarımız, yapıp istediğimiz sonucu alamadıklarımız, yine ve yeni denemek istediklerimiz tabanlı olur genelde. Yeni denemek istediklerimiz de “yeni bir ben, daha iyi bir ben, geçen seneye nispeten daha güzel bir sene geçirmiş bir ben” olmak istediğimiz için vardır, var olmuştur. İşte rutinin ikinci kısmı da budur; istekler, hayaller, planlar hazır edilir ve yılın ilk günlerinden itibaren uygulanmaya çalışılır.

Uygulama kısmı ise başlı başına bir faciadır. Pazar akşamı karar verilip Pazartesi sabahı başlayan ve akşamına bozulan rejimlere benzer çoğunlukla. Bir yere kadar sebat edilir ama  -hayatın da beklenmeyen akışlar sergilemesiyle beraber- bir yerden sonra ip kopar. Planlarından ayrı doğrultuda savrulmaya başladığını fark edenler müdahale etmeye çalışırlar, bazen başarırlar bazense işler çoktan çığırından çıkmış olduğu için yapacak bir şey kalmamıştır. Ama yine de unutmamak gerekir ki planlar yolunda yürüse de yürümese de yaşanmakta olan bizim hayatımızdır; çok bilinen bir söz vardır ya hani, “Hayat, sen başka planlar yapmakla uğraşırken başına gelenlerdir” diye, çok da boşuna söylenmemiş olsa gerek ;)

On gün kadar geciktim bunun için ama, herkese “Bu sene benim senem olacak!” dedirterek başlayıp “Bu sene benim senemdi!” dedirterek bitecek bir 2011 diliyorum. Öyle olunca çok güzel oluyor, geçen seneden biliyorum; zira her şeye ve herkese rağmen 2010 benim senemdi, şahitlerim var ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder