Evet biliyorum, "O ne be öyle, ne biçim kitap ismi bu?" dediniz... Vallahi işte ben bunların hastasıyım, yapacak bir şey yok :)
Tatilde okunan kitaplar daha tatlı mı geliyor bilemiyorum ama ben bu kitabı Kurban Bayramı'nda çok içim titreyerek okudum. İçimin titremesi iyi anlamda tabi, hani bir kitabın her cümlesi hoşunuza gider ya da size hitap eder de hangi birinin altını çizeceğinizi bilemezsiniz ya, o hesap.
Melisa Kesmez'in bu kitabı kısa, bilindik, gözünüzde canlanacak derecede günlük hayattan çekilmiş hikayeler içeriyor; bu anlamda kitabı alelade bulanları anlamak çok zor değil. Fakat bu sıradan yaşantılar ve anlar öyle bir yalınlık, öyle bir sahicilik, öyle bir incelikle anlatılıyor ki sizi sağlam yerinizden yakalıyor doğrusu. Yani ne anlattığından ziyade, nasıl anlattığı ile kendini gösteriyor.
Kitabın büyük bölümünde hikaye aynı şehirli genç kadının (hatta belki de Melisa Kesmez'in kendisinin) ağzından yazılmış izlenimi verse de, hayattan cımbızladığı ve detayları ince ince işleyerek aktardığı enstantaneleri bazen hafif bir tebessümle bazen de acı gülümsemelerle okuyorsunuz.
''Dedim ki: ‘Kalbinin bir ucunu bir başkasınınkine teyellemek istiyor insan. Hepsi hepsi bu.'
Dedi ki: 'Yaşlanıyorsun.'"
Melisa Kesmez'in bu kitabı kısa, bilindik, gözünüzde canlanacak derecede günlük hayattan çekilmiş hikayeler içeriyor; bu anlamda kitabı alelade bulanları anlamak çok zor değil. Fakat bu sıradan yaşantılar ve anlar öyle bir yalınlık, öyle bir sahicilik, öyle bir incelikle anlatılıyor ki sizi sağlam yerinizden yakalıyor doğrusu. Yani ne anlattığından ziyade, nasıl anlattığı ile kendini gösteriyor.
Kitabın büyük bölümünde hikaye aynı şehirli genç kadının (hatta belki de Melisa Kesmez'in kendisinin) ağzından yazılmış izlenimi verse de, hayattan cımbızladığı ve detayları ince ince işleyerek aktardığı enstantaneleri bazen hafif bir tebessümle bazen de acı gülümsemelerle okuyorsunuz.
''Dedim ki: ‘Kalbinin bir ucunu bir başkasınınkine teyellemek istiyor insan. Hepsi hepsi bu.'
Dedi ki: 'Yaşlanıyorsun.'"
Arka kapakta yazan şey doğru; üzerimize haddinden fazla gelen ancak bir türlü vazgeçmediğimiz "modern dünyamızın" tüm inceliklerine dokunuyor, yalın ama coşkulu, naif ama kararlı fısıldıyor kulaklara: Atları Bağlayın, Geceyi Burada Geçireceğiz.
Kitabın ismi sorulduğunda bir röportajında şunları söylemiş:
"İsim konusunu önemsiyorum. Biraz da kaderimizi tayin ettiğini düşünüyorum isimlerin, sanırım ondan. İki kitabım için de “iyi” bir isim bulma fikriyle hareket ettim. Derdim biraz da öykülerden birinin ismini seçmek yerine, hepsini içine alan bir başlık bulmaktı.
Kitabın ismi sorulduğunda bir röportajında şunları söylemiş:
"İsim konusunu önemsiyorum. Biraz da kaderimizi tayin ettiğini düşünüyorum isimlerin, sanırım ondan. İki kitabım için de “iyi” bir isim bulma fikriyle hareket ettim. Derdim biraz da öykülerden birinin ismini seçmek yerine, hepsini içine alan bir başlık bulmaktı.
“Atları bağlayın, geceyi burada geçireceğiz”, herkesin bildiği, gündelik hayata da sızmış bir western klasiği zaten, benim de kullandığım, sevdiğim bir replikti. Arayıp tarayıp bulduğum bir başlık değildi, evde otururken aklıma geldi ve tamam dedim, budur. Anlık kararların kısmetine inanıyorum. Kurcalamadım, kalbimin sesini dinledim diyelim. Uğurlu da geldi."
Ben de anlık kararların kısmetine inanan biri olduğum için daha bir sempati duydum Melisa Kesmez'e bu röportajı okuduktan sonra. İkinci kitabı Bazen Bahar da okunmak için kitaplıkta zamanını bekliyor. Siz de Türkçe'nin genç öykücülerine bir şans vermeyi düşünürseniz; böyle naif, sakin, tül gibi bir şeyler okumak isterseniz Atları Bağlayın, Geceyi Burada Geçireceğiz tavsiyemdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder