Yapmak istediğim çok şey var. Hem uzun vadede hem kısa dönemde, günlük hayatta. Ama her zamanki sorunsal yine iş başında; istek varken vakit yok, vakit varken mecal yok. Özellikle kışın uzun akşamlarda pek çok şey için vakit bulunabilirmiş gibi geliyor ama bu sefer de erken çöken soğuk ve karanlığın etkisiyle sürüngen moduna geçiş yapıyor bünye. Şartlar böyle olunca, son iki kıştır aslında hep ilgi duyduğum ama pratik yapıp pek ilerleme kaydetme fırsatı bulamadığım bir hobiye yöneldim ben de: Örgü örüyorum.
Örgü aslında ilk bakışta bana çok alaturka bir hobi gibi geliyor. Sebebi, çocukluğumdan beri sürekli örgü ören bir teyze ve anneanne sayesinde örgü kazaklar, yelekler, ceketler, atkılar ile donanmış olmam ve bunun bana alaturka bir tat veriyor olması olabilir. Annem tığ işinden örgüye son senelerde geçiş yaptığı için biz çocukken evde çok yün ve şiş bulunmazdı ama teyzem ve anneannem yıllardır birer örgü makinesi olarak faaliyet gösteriyorlar. Onları seyrederken ve ortaya çıkan işleri kullanırken zaman içinde küçük girişimlerim oldu tabi, "Ya bana da mı bir şiş başlasak?" diye diye yanaştım ama işi banyo lifi seviyesinden öteye taşıyamadım. Ta ki geçen kış "Atkı örcem ben! Yün alın bana! Şişe ilmekleri de siz başlayın, bana öyle verin!" deyip azıcık terör estirinceye kadar :) Başlarda biraz şaşırarak da olsa ördüm ve sonuç aşağıda. Anneme niyetle örmüştüm, kullandığını söylüyor ama bilemiyorum :)
Bu kış ise, yeşil atkının modelinde bir yelek başladım. Yine anneme niyetle, çünkü aslında o örecekti ama bir karış ördükten sonra bıraktığı için aldım elinden, ben örerim bunu diyerek. Sırt kısmı bitti, şimdi ön parçaları öreceğim.
Yeleğin ön parçalarına geçmeden araya bir atkı daha girdi, o da sırf artmış bir top yünü değerlendirmek için başladığımız bir girişimdi ama beklediğimden daha işe yarar bir şey çıktı ortaya. Bunda bal peteği gibi bir model var ve başlarda fena bocaladım çünkü ip de çok ince ve çabuk tüylenir/düğümlenir cinsten. Annemle teyzem "Şaşırırsan toparlanmaz bu" diye çok uyardığı için her şaşırdığımda inatla karış karış söktüm ama toparladım. Sonuç: Rengarenk bir atkı, inadıyla tatmin olmuş bir boğa burcu insanı. Atkının modeli, rengi ve oluşum süreci kişiliğimi yansıtıyor diye kendimle dalga geçmeden de duramıyorum.
Ördüklerimin güzel ve şık başka örgülerle kıyaslanacak bir yanı yok ama ben örerken inanılmaz deşarj oluyorum ve ortaya bir şey çıkarmış olmak mutlu ediyor. Kendine ya da bir başkasına, emek vererek, özenerek bir hediye hazırlamış olmak da cabası.
Çalışmalarım devam edecek, bakalım bizimkilerle hangi yün ve modele karar vereceğiz bir sonraki macerada, göreceğiz.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder