Sayfalar

Pazartesi, Mayıs 25, 2015

İki Kalas Bir Heves : Bu sezon neler izledim?

Bilenler bilir; Ekim başında açılan tiyatro sezonu, Mayıs ortası gibi kapanıyor. Devlet Tiyatroları'nda tarihler daha netken özel tiyatrolarda açılış birkaç hafta erken, kapanış birkaç hafta geç olabiliyor. Yine de tüm tiyatrolar neredeyse aynı dönem aralığında tiyatroseverleri ağırlıyor. İşte sezon taze kapanmışken, bu sezon neler izlediğimi şöyle bir gözden geçirerek, önümüzdeki sezon oynayacak olanlardan gitmek istedikleriniz olursa diye bu yazıyı yazdım.

İlk diyeceğim şudur ki, bu sezon yeni tiyatro sahneleriyle ve gruplarıyla tanıştım. Takibe aldığım fakat oyun tarihlerini denk getiremediğim, yine de bir sonraki sezon için aklıma yazdığım başka güzel ve dinamik gruplar/sahneler de oldu. En müdavimi olduklarım ise Tatbikat Sahnesi ile Farabi Sahnesi. Tatbikat Sahnesi, Erdal Beşikçioğlu'nun StüdyoCer sonrası Ankara'daki tiyatro çalışmalarını sürdürdüğü; hem oyun geliştirdiği, oyuncu yetiştirdiği hem de Ankaralıları kendinden ve tiyatro anlayışından mahrum bırakmadığı sahne. Bu sahnede Marquis de Sade, Mezarsız Ölüler ve Woyzeck Masalı'nı izledim. Devlet Tiyatroları ile birlikte restore edilerek Ankara'ya ve tiyatroya kazandırılan sahne ortak kullanımda tutuluyor. Tatbikat Sahnesi'nin oyunlarının yanı sıra, haftanın bir-iki akşamı bir DT oyunu burada sahneleniyor. İyiyim oyununu da bu sahnede izlemiştim.

Farabi Sahnesi, adının da ele verdiği üzere Farabi Sokak'ta bulunan, girişinde şirin ve kitap-kahve zamanlarına müsait bir kafesi (Gioco) bulunan bir tiyatro oluşumu. Bu sahnede Kahvaltı Da Bitti ve Disconnected oyunlarını izledim; ikisini de beğendim. Sahnelenen başka oyunlar da var fakat benim gitmeye fırsatım olmadı, inşallah seneye diyorum. Oyun saatinden önce vakitlice gidip bir kahve eşliğinde ortama gömülmek ve kitap okumak, ardından oyunu izlemek benim için terapi gibi bir şey oldu Farabi Sahnesi'nde.

Bu sezon Genco Erkal biz sevenlerine çok güzel bir sürpriz yaptı; ilk kez 50 yıl önce sahneye koyduğu, ülkemizin de ilk tek kişilik oyunu olan Bir Delinin Hatıra Defteri'ni yeniden sahneleme kararı aldı. Sadece İstanbul'da Dostlar Tiyatrosu'nda sergilemekle de kalmadı, Ankara'ya ve başka şehirlere turneler yaptı. Ankara'ya iki gecelik sahnelemeler şeklinde sanıyorum üç-dört kez geldi, ben de ilk gelişinde gittim izledim elbette. Eğlenceli, mizahı ve dokundurması bol, sempatik bir oyun koydu Genco Erkal sahneye. Yaşamaya Dair'i de izledim bir turnelerinde, Nazım Hikmet'in mahpusluk yıllarında Piraye'ye olan hasretini, sevgisini Genco Erkal'la beraber Tülay Günal'ın büyüleyen sesinde, nağmelerinde bulduk. Çok seviyoruz seni Genco Erkal, ömrün uzun, sağlığın bol olsun!

Sevdiğim tiyatroculardan Sumru Yavrucuk'u Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi isimli tek kişilik oyunuyla; Levent Üzümcü'yü İstibdat Kumpanyası isimli komedi oyunuyla izleme şansı buldum bu sezon. Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi; epeyce güldüren, ama aynı zamanda insanı yüzüne vurduğu gerçeklerle mıhlayan ve hüzne boğan bir oyundu. Sumru Yavrucuk bu oyundaki trans rolüyle ödüle de layık görülmüştü zaten. Bu oyunu takiben Craft Tiyatro'nun tek günlük turneyle Ankara'ya getirdiği oyunu Garaj'da da bu sefer Enis Arıkan'ı trans rolünde izledim. Hastaydım ama Craft Tiyatro geliyorsa gidilir dedim ve iyi ki gitmişim. Göl Kıyısı da Garaj'dan bir sonraki gün için turne yapmıştı ve bu oyun da uluslararası platformda ödüllendirilmiş bir oyundu. Bunun yanında Meltem Cumbul, Yiğit Özşener ve Ushan Çakır'ın beklediğimin çok ötesinde performanslarına tanık oldum.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bu sene de Ankara'ya turnesini eksik etmedi, ben de Gergedan isimli oyunu görmeye gittim. Eskişehir Şehir Tiyatroları'nın çizgisini yansıtan, beklediğim kalitede bir oyun izledim.

Edebiyat ile tiyatro arasındaki ilişkiye daha önceki tiyatro yazımda değinmiştim. Bu ilişkiyi bu sene bir uygulamayla kendim için hoş bir deneyime dönüştürdüm. Stefan Zweig'ın eseri Satranç'ı önce okudum, sonra Ankara Devinim Tiyatrosu'nun sahnelediği oyununu izledim. Kitabı uzun zamandır merak ediyordum, oyunundan haberdar olunca merakım daha da arttı ve önce kitabını okuyup hemen arkasından oyununu izlemek suretiyle kendi kendime yaptığım bu minik çalıştay çok hoşuma gitti. Bundan sonraki sezonlarda da böyle bir şey denk getirme şansım olursa kaçırmayacağım.

Devlet Tiyatroları'nda sahnelenen oyunlardan gözüme kestirdiklerime de fırsat buldukça gittim. Gözüme kestirdiklerim arasında İstanbul'dan gelen turneler de vardı elbette. Defne Yalnız'ı Nice Yıllara'da, Bülent Emin Yarar'ı ise Hamlet'te tek başlarına sahneyi dolduruşları ile izlemek çok keyifliydi. İstanbul'dan gelen bir diğer oyun, Sevgili Hayat ise, konu ve oyunculuk açısından pek ilgimi çekmediyse de, oyun içindeki dans ve şarkı bölümleri güzeldi. Ankara DT'nin tek kişilik oyunlarından Kontrabas (ayrıyeten yazısını yazmıştım, bakınız şu şekil) ve Euridice'nin Elleri; Oda Tiyatrosu'nda sahnelenen oyunlardan da Nehir izlediklerim arasındaydı. Çehov oyunlarını demode bulduğum içindir belki, Durukan Ordu başrolde olmasına rağmen pek beğenmediğim Vanya Dayı; kalabalık ve sempatik kadrosuyla Shakespeare Zorda; yarattığı ambiyansla izleyiciyi saran ve sonlara doğru adamakıllı sarsalayan Satıcının Ölümü de izlediğim diğer oyunlar oldu.

Devlet Tiyatroları'ndaki kişisel sezonumu, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım ile kapattım. Haldun Taner'in 100. doğum yılı şerefine sezonun son aylarında prömiyerini yapan bu kalabalık sahneli oyun; iyi rejisi, etkileyici başrol performansları ve başarılı koreografisi ile güzel bir kapanış oldu. Fakat esaslı kapanışı Erdal Beşikçioğlu'nun yıllarca Devlet Tiyatroları bünyesinde sahnelediği, şimdiyse Tatbikat Sahnesi için yeniden oynamaya başladığı meşhur Bir Delinin Hatıra Defteri ile yaptım. Tek kelimeyle mükemmeldi. Seni de çok seviyoruz amirim, sen hep oyna, biz hep izleyelim!

Bu sene hiç ziyaret edemediğim sahneler, gitmek isteyip zamanını denk düşüremediğim oyunlar, iş yoğunluğu sebebiyle tamamen es geçmek zorunda kaldığım Tiyatro Festivali ve bunun gibi olumsuzluklara rağmen diyebilirim ki yine de bu sene iyi tiyatro yaptı :) Ekim'de, bir öncekinden daha bereketli bir sezon yaşamak ümidiyle, görüşmek üzere diyelim!

1 yorum:

Hüma Kuşu dedi ki...

Hakikaten iyi tiyatro yapmış bu sene sana :) ben biletlere bakmakla yetindim maalesef.. Zaten senin kadar takip etmem mümkün değil de...
Kontrabas'ı izlemek istemiştim ama bilet yoktu.. Artık seneye, umarım..

Yorum Gönder