Arada aklıma gelir, yapacak daha iyi bir şeyim de yoksa, eski yazılarıma, paylaşımlarıma bir göz atarım. Ne düşünmüşüm de paylaşmışım, ne yaşamışım da yazmışım hatırlamaya çalışırım. Hala aynı şeyi düşünüyor muyum, aynı hissi taşıyor muyum; yoksa niye o kadar kızmışım hatırlamıyor muyum ya da o gün beni o kadar üzmüş olan şeye şimdi gülüp geçebiliyor muyum bir bakarım. İşte bu yüzden, geçen hafta sonunu öksürmek dışında bir şey yapmadan geçirirken, kafama kadar çektiğim battaniyenin altında, elimde telefon, 2013'e ait tweet'lerime bakarken, sene biterken yazdığım bir tanesine (aslında 140 karakter yetmediği için iki tanesine) gözüm takıldı. O aralar da Ece Temelkuran'ın Düğümlere Üfleyen Kadınları'nı okuyormuşum ki, şöyle demişim:
""Sen karanlık ve aydınlığı ayıran çizgidesin şimdi. Keskin yerindesin ömrün. Kaybol genç kardeşim. Cevherine ulaşıncaya kadar kaybol." Keskin yerindeyiz ömrün, haklı Ece abla (Düğümlere Üfleyen Kadınlar). Keskinliği içimizdeki cevherle törpülenecek bir yıl olsun."
Ben bazen gerçekten istediğim şeyin ne anlama gelebileceğini bilmeden istekte bulunuyorum. Yaradan da ona göre ayarımı veriyor doğrusu. Zira 2014, özellikle ilk yarısıyla, benim için epeyce keskin bir yıl oldu. Bu keskinliği içimdeki cevherle törpüleyebildim mi, onu yazının sonunda anlayacağız.
Beterin beteri vardır, buna da şükür bakış açısıyla yetiştirildiğim için bir yerden sonra sakinleşmeyi başarıyorum ama yaşanan maddi manevi tüm kayıplar insanı isyan noktasına sürüklüyor. Artık zihnimden iyice silinmeye yüz tuttukları için pek detaya girmeyeceğim ama bu senenin ilk yarısında bu yaşıma kadar tecrübe etmediğim büyüklükte kayıplar yaşadım. Değer verdiğim eşyalarımı, fotoğraflarımı, anılarımın suretlerini, geçmişimle birlikte geleceğe inancımı ve hep yanımda olacağını sandığım bir insanı kaybettim. (Böyle listeler gibi dillendirmek artık kolay geliyor neyse ki.)
Bu kayıplar, geleceğe dair planlarımı da kökünden değiştirdi. Hayat zaten biz planlar yaparken başımıza gelenler değil midir, John Lennon abinin de vakt-i zamanında pek doğru şekilde tespit ettiği gibi? Hal böyle olunca, tamamen farklı bir amaçla yapmakta olduğum birikim, kendini bir VW Polo olarak şekillendirdi ve şu dünya üzerinde dikili birkaç ağacımdan başka bir şeyin de kendi imkanlarımla sahibi oldum.
Bu kendiliğinden gelişen güzellikten önce de, artık zamanı gelen bir terfiye de mazhar olmuştum. En güzel tarafı da öngördüğümden daha kısa sürede ve sorunsuz şekilde gerçekleşmesi oldu. İnsan beklentilerini asgari seviyede tutunca, gerçekleşen her şey daha bir mutluluk verici oluyor sanki, artık buna iyiden iyiye inanıyorum.
Yaşadığım kayıplardan önce yapmakta olduğum planlara istinaden belki de gerçekleştiremem diye düşündüğüm bir başka olası girişim, kayıplar yaşanıp da planlar suya düşünce, olasılık mertebesinden gerçeklik mertebesine terfi etti. Ve ben hayatımda ilk defa, tek başıma, hiç bilmediğim bir yolculuğa çıktım. Müthiş bir yol göstericim ve dayanağım vardı elbette (ah canım Eda!:)); belki biraz bu yüzden, belki de her şeyi planlamanın her zaman yüzde yüz sonuç getirmediğini tecrübe etmiş olmanın etkisi ve bu sefer de plansızlığı denemek dürtüsüyle, yollara koyuldum. Belki biraz da bu sayede çok anlamlı, çok keyifli ve çok huzur verici bir tatil geçirdim. Bu tecrübeden edindiğim cesaretle belki bundan sonra her sene yeni bir güzergah çizerim kendime, ama 2014'teki İngiltere ve İskoçya seyahatim benim için her zaman listenin en tepesinde olacak, bundan eminim.
Seyahat demişken; memleketinden uzak bir şehirde yaşayan bir beyaz yakanın makûs talihi, memleketine en iyi ihtimalle bayram tatillerinde ve yıllık izinde gidebilmektir herhalde. Tabi şimdi memleket var, memleket var :) Benim memleketim aynı zamanda ülkenin cennet köşelerinden biri olduğu için, "hem ziyaret hem tatil" şeklinde bir eyleme, izin imkanlarım dahilinde bu zamana kadar iyi kötü girişebilmekteydim. Fakat 2014'te Fethiye'ye o kadar çok gittim ki on senedir hiç bu kadar gidip gelmemiştim. Olay bahane değil fırsat yaratabilmekteymiş meğer. Bir kapı kapanınca başka bir kapı açılırmış ya, şu kapanan kapı iyi ki kapanmış diyeceğim geliyor artık.
Aklıma gelen bu kayda değer şeylerin yanı sıra; hatırlamaya ya da hatırlayıp buraya yazmaya gerek duymadığım daha başka pek çok şeyi de dahil ederek diyebilirim ki, 2014, ilk yarısında, sahip olduğum ve değer verdiğim pek çok şeyi kaybettirerek keskinliğini iliklerime kadar hissettirmiş olsa da, sonrasında sundukları ve bana kattıklarıyla benim için kayda değer bir yıl oldu. Canım çok yandı, çok hayalkırıklığı yaşadım, çok üzüldüm, çok ağladım ama çok da güldüm, eğlendim, hayattan keyif aldım. Ailemin desteğine, dostlarımın muhabbetine, içimdeki güce inandım ve benimle oldukları için minnet duydum. İyi ya da kötü, bu hayatta yaşanan her şeyin bir sebebi olduğunu ve "Neden böyle oldu?" dediğim birçok şey için sonradan "İyi ki böyle oldu" demem gerektiğini anladım. İşte tüm bunlar yüzünden, getirdiğin ve götürdüğün her şey için teşekkürler 2014; fakat çok rica edeceğim 2015, 2014 kadar uçlarda gezinen bir yıl olmasın benim için. Biraz dengedir isteğim, sadece biraz denge! :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder