Sayfalar

Perşembe, Eylül 06, 2012

Biz bu konuda ne düşünüyoruz Ender?

Ender elini Çetin'in omzuna koydu. 1. Cadde'ye girdiler.

Buralar hatıralar.

Buralar hatıralarla doluydu. İnsan böyle şeylere nasıl dayanır? Yılların geçip gitmesine ve her şeyin belleğin bir oyunuymuş gibi bir belirsizliğin içine batmış olmasına... Bu ben miyim? Peki o ben miydim? Bütün bunları yaşayan. Hayır seyreden. Karar ver, yaşayan mı, seyreden mi? Yaşayan değilmiş gibi. Geçmişte başka biri, ama şimdi ben. Geçmiş olunca başka biri.

"Biz bu konuda ne düşünüyoruz Ender?"*

Ender'le Çetin. Tanırsın belki. "Bizim Büyük Çaresizliğimiz"den hani. Rahmetli Seyfi Teoman'ın filminden ya da (gün geçtikçe hayranı falan değil direkt "hastası" olduğum) Barış Bıçakçı'nın romanından.

Tanıyorsan yukarıdaki pasajın "Bizim Büyük Çaresizliğimiz"den alındığını düşünebilirsin. Acaba gerçekten öyle mi dersin?

Bu alıntı Barış Bıçakçı'nın ilk romanı "Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..."den. Yani Ender'le Çetin o zamandan beri, en başından beri varlar. "Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..."de sokakta yanlarından geçtik gittik yalnızca; sonra "Bizim Büyük Çaresizliğimiz"de oturduk, hep birlikte derin bir sohbete daldık. (Tıpkı sonraki günlerde bahsedeceğim diğerleri gibi.)

Bir yazarın ilk kitabında sonraki birçok kitabına başkahramanlık yapacak karakterleri ve bu karakterlerin özelliklerini, aralarındaki ilişkiyi, etraflarında yarattıkları atmosferi net şekilde not düşmesi; çizdiği bu sağlam ana hatları inci gibi işleyerek yeni romanlar yazması bence çok büyüleyici. Kendinden eminliğin ve berrak bir hayalgücünün göstergesi. Zaten Barış Bıçakçı, beğendiğim yazarlar arasında bana "Ben de böyle yazmak istiyorum!" cümlesini en açık ve net kurduran kişi. Kurgudaki ince zekası, üslubundaki sadelik ve can alıcılık bu gidişle (özellikle onun gibi yazma yolunda adım atamazsam) kıskandığım bir şeye dönüşecek.

İşte bu zat-ı muhterem, kitaplarını kronolojik sırayla okumadığım için, "Bizim Büyük Çaresizliğimiz"den tanıdığım Ender'le Çetin'i "Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..."de de karşıma çıkararak bana büyük bir heyecan ve sürpriz yaşattı. Ben de bunu senle paylaşmak istedim sevgili okur.

Tanımıyorsan en kısa zamanda tanımalısın Barış Bıçakçı'yı. Kendisi kapalı bir kutu aslına bakarsan, fotoğrafı yok, röportajı yok, sadece yazıyor. Bir de Ankara'yı seviyor. Anlayacaksın zaten. Kitaplarından anlayacaksın. O da sana yetecek. Yetecek de artacak bile.

* Herkes Herkesle Dostmuş Gibi..., Barış Bıçakçı, İletişim Yayınları, 2000
  Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı, İletişim Yayınları, 2004

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder