Sayfalar

Pazar, Temmuz 22, 2012

Yalnız yaşamak

Küçük denemeyecek ama yeterince gelişmiş olduğunu da iddia edemeyeceğim bir sahil ilçesinde büyüdüm ben, on sekiz yaşıma kadar da orada yaşadım. Sonra Odtü’ye geldim ve beş sene boyunca Ankara’dan ziyade Odtü’de yaşadım. Standardı yüksek bir öğrenci yurdunda kalmış olsam da yurt hayatı hiçbir şekilde ev hayatına, hele ki aile hayatına benzemedi. Benzeyemezdi.

Yurtta kalırken ev hayatını özlediğim zamanlar oluyordu elbet ama eve çıkmak gibi bir hevesim de pek olmadı. Odtü gibi bir yerde okurken bir de ev meseleleriyle uğraşmak, kaos halindeki meşhur öğrenci evlerine adım bile atmaya tahammül edemeyen ben için fazlasıyla uğraştırıcı ve can bezdirici olurdu çünkü. Hem kampüste yaşıyor olmak yeterince büyük bir keyifti benim için, sonuna kadar yaşamak istediğim bir keyifti.

Beş senenin sonunda Odtü’den çıkıp Ankara’da yaşamaya başladım (Bu nasıl bir cümle diyenlerin ihtiyaç duyduğu açıklama bir başka yazının konusu olsun) ve “Ankaralı” sıfatıyla üçüncü senemin içindeyim şimdi. Kızdığım tarafları olsa da yine de sevdiğim bir muhitte kardeşimle yaşıyorum. Yani ev hayatı tamam, aile hayatının da eh işte yarısı. Diğer yarımız hala o sahil ilçesinde çünkü...

Bu yazının amacı da o diğer yarı aslında. Ev hayatı neyse de aile hayatı, uzağında kaldığınızda gerçekten canınıza okuyan bir şey. Yalnız yaşamak zor çünkü. En teferruat işlerden en ciddi meselelere kadar tek başınıza halletmek zorundasınız her şeyi. Her yere kendiniz koşmak durumundasınız. Akşamları işten ya da okuldan döndüğünüzde kapıyı açan, sofrayı hazır eden yoktur mesela. Yorgunluktan bitmiş haldeyken gülümseyerek bir fincan köpüklü Türk kahvesi uzatanınız da olmaz, kalkar kendiniz yaparsanız içersiniz. Yıkanacak, ütülenecek, söküğü dikilecek çamaşırlarınız siz elinize alana kadar kenarda beklemeye devam eder. Şımarma, sığınma lüksünüz sözkonusu bile değildir. Hasta olunca bir yandan öksürüp bir yandan çorba pişirmeye çalışırsınız. Ya da başınıza daha kötü, daha can sıkıcı bir şey geldiyse sineye çeker ve yine kendiniz üstesinden gelirsiniz. Belki daha sonra, olay soğuduğunda, sakinleştiğinizde söylersiniz bilmesi gerekenlere; ama o an değil, daha sonra, mutlaka daha sonra, siz her şeyi hallettikten sonra.

Yanlış anlaşılmasını istemem, bu bir serzeniş değil, olamaz da. Çünkü nerde olurlarsa olsunlar her zaman destekçinizdirler, her zaman arkanızdadırlar, sizi çok sever ve çok önemserler. Ama yanınızda olamazlar. Siz de onların yanında olamazsınız. Birinin kolu kırılır, sizin nerdeyse alçı çıkarılacağı zaman haberiniz olur. Ya da tanıdık biri ölmüştür, üzülmeyesiniz diye size söylemezler, öğrendiğinizde adamcağızın kırkı çıkmıştır çoktan. Bahçedeki çiçeklerin en güzel zamanlarını hep kaçırırsınız, meyvelerini önceden hep sizin topladığınız ağaçları artık senede bir ancak görürsünüz.

Yanlış anlaşılmasını istemem, bu bir serzeniş değil, olamaz da. Sadece acı bir gerçek. Bazen -şu an gibi- insanın üstüne üstüne gelen, bazen de düşünmeden kanıksanan ve hayatın akışında yolunu bulan bir gerçek.

Bazen de kulağa hoş gelen tarafları vardır ama yalnız yaşamanın. Karışan eden olmaz mesela, kafanıza göre takılırsınız. İstediğiniz yere gider, istediğiniz gibi yaşarsınız. Yalnız alışveriş yapmaya, yalnız yemek yemeye, yalnız gezmeye de alışırsınız; istediğiniz zaman, istediğiniz şekilde. Tabi bazen komik sonuçları da olur bu alışkanlıkların; mağazada bakınırken bir şey beğenirsiniz, alır çıkarsınız ve yanınızdaki anneniz şaşkın bakışlarla “Bana da fikrimi sorsaydın söyleyebilirdim” der. Ya da bir akşam hep beraber yemek yerken, aslında özlediğiniz bir yemek sofrasındayken, tek başınıza yediğiniz yemeklerin alışkanlığıyla, kimseyle konuşmadan bir yandan televizyona bakıp bir yandan hızlıca yemeğinizi bitirebilirsiniz. Alışkanlık kötü bir şey. Ve insan maalesef her şeye alışıyor.

Her şey tercih ve alışkanlık meselesi aslında. O yüzden yanlış anlaşılmasını istemem, bu bir serzeniş değil, olamaz da. Sadece bünyemin arada bir maruz kaldığı benim-burda-ne-işim-var hezeyanından bir kuple. Aynı zamanda acı bir gerçek ama, esgeçilsin istemem. Yalnız yaşamak zordur çünkü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder