Hatırlarsan seni Mahir Ünsal Eriş'le daha önce tanıştırmıştım sevgili okur, neydi kimdi dersen seni şöyle alalım.
İki öykü kitabı, dergilere yazdığı yazılar, verdiği röportajlar derken, bir şekilde rölantide giderken; pat dedi bir kayısı tanesi düştü Nisan'da önümüze. Düğün bayram ettim Mahir Ünsal Eriş'in yeni kitabı çıkıyor diye. Hem de romanmış! (Manyak mıyım neyim :) )
Öykü ve roman kıyaslamaları konusunda daha önce biraz konuşmuştum buralarda; elbette niteliğe göbekten bağlı olmakla birlikte, derdini daha kısa ve net yoldan ifade etmesinden mütevellit öyküye biraz daha kalbim kayık. Ama hiçbir zaman bir öykücü roman çıkardığında "Ay ne yaptın ama şimdi oldu mu?" diyen şımarık okurlardan olmadım. Hatta bence hoş bir şeydir sevdiğiniz bir öykücünün "Al ben bunu yazdım, bu sefer de böyle bir şey oku." diye kucağınıza bir roman bırakması. İlla ki öykü tadını alırsınız, illa ki bir tazelik bir güzellik bulursunuz okuduğunuz o romanda. Hem, yeni iyidir öyle değil mi :)
Bir heves başladım Dünya Bu Kadar'a. Ama o da ne, "Bir ikindi kahvaltısı yapacaklardı. Güneş gelmedi." diyen şık bir açılıştan sonra bir başladık koşmaya, e iyi de Güneş nerde bütün bunların arasında?
Güneş tam olarak şurda. (Evet bir kitabı daha şemalara mazhar ettim, evet mühendisim, evet biraz da değişiğim.)
Güneş'ten yola çıktık, aldık başımızı gittik. Kimlere temas ettik, hangi coğrafyalardan geçtik, ne türlü hikayeler dinledik; o da kitabı okumanıza saik olsun. Fakat diyeceğim o ki, kurgu çok sağlam, anlatılanlar (komiği de hüzünlüsü de) çok güzel, karakterler çok bizden, anlatım çok duru. Başlarda, Mahir Ünsal Eriş'in ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırken biraz bocaladıysam da okurken yine büyük keyif aldım. Ve evet inandım, dünya gerçekten bu kadar!
Geçtiğimiz haftalarda Ankara'ya hatırı sayılır çapta bir çıkartma yaptı Mahir Ünsal Eriş; Ankara Öykü Günleri'nde konuştu, söyleşilere, kitap buluşmalarına katıldı. Ben de Cer Modern'deki söyleşisine gittim. O kadar kendi halinde, o kadar naif, o kadar sevilesi bir insan çıktı ki; çok mutlu oldum kendisini tanıdığıma, bildiğime, okuduğuma. Okurken ben de aynı fikre kapılmıştım, dinleyince iyice kani oldum; diyor ki sabitfikir'de Melisa Kesmez onun için:
"Hep söylüyorum, bazısı insanlığın türlü türlü haline bakıp da ondan hikayeler bulup çıkarmaya geliyor bu dünyaya. Sıradan insanın görmediğini görüyorlar gündeliğin içinde, güzel hikaye konuları sadece onlara görünür oluyor hayatın kalabalığında, başkalarının kör olduğu, sağır kaldığı şeyler onların kapısını çalıyor, yazılmak için. Varoluş sebepleri bu. Gözlemlemek ve yazmak. Mahir Ünsal Eriş de bana kalırsa onlardan biri."*
* Suyun üzerindeki halkalar gibi..., Melisa Kesmez, sabitfikir, 06.05.2015


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder