Sevgili okur, bu ara ciddi bir lojistik problemiyle ve bozuk iki psikolojiyle baş etmeye çalıştığım için bilesin ki istediğim halde yazamıyorum. Ama artık kendim dahil her şeyi toparlamam gerektiğine karar vermenin ötesinde bunu yapacak enerjiyi yavaş yavaş da olsa hissediyor olduğum için; dışarı bakınca puslu bir Ankara-Istanbul karayolundan başka bir şey vaat edemeyen bir araç penceresine başımı dayamış, elimde kalan tek şahsi teknoloji cihazım olan emektar telefonumdan bu yazıyı yazıyorum. Kaybettiklerim başkalarının kayıplarının yanında dillendirmeye utanılacak kadar değersiz ve dünyevi şeyler biliyorum ama emek verdiğiniz, çabalayarak elde ettiğiniz, değer atfettiğiniz, hayatınızın bir parçası olmuş şeyleri kaybettiğinizde; hele ki elinizden terbiyesizce, hunharca, hayatınıza tecavüz edilerek alındığında isyandan nefrete kadar her türlü kötü duyguyu hücrelerinize varıncaya dek hissediyorsunuz bünyenizde. Her şeyde olduğu gibi giden gidiyor ve siz öylece, ne yapacağınızı, nerden başlayacağınızı bilemez halde kalıyorsunuz orta yerde.
Boşa mıydı hepsi diyorsunuz, bir anda her şeyin uçup gitmiş olması karşısındaki şaşkınlığınızla. Sonra yavaş yavaş (ama gerçekten çok yavaş şekilde) hatırlıyorsunuz ki zaten dünyanın kendisi boşa bir çaba. Bu sayede daha kolay başlıyorsunuz bir yerden yeniden yola koyulmaya.
Bu sefer farklı yola koyulma teknikleri sergiledim fark etmeksizin. Kendiliğinden gelişti. Çok şey attım mesela, kullandığım kullanmadığım ne varsa artık görmek istemediğim her şeyi attım. Hiçbir şeyine kıyamayan, dolabında lise yıllarından tişörtleri duran biri için çok radikal bir hareket oldu.
Kitap okumadım, okuyamadım. Kafam kendi yaşadıklarımla o kadar meşguldü ki; düşünmek istemesem de, düşünmemek için uğraşsam da yaşadıklarıma odaklanıyordu, kitaplara değil. Halbuki en büyük sığınağım hep kitaplardı. Umarım bu duruma alınmamışlardır, bir de onlarla aram bozulsun hiç istemem.
Bir de gitmenin, uzaklaşmanın iyi geleceğini bildiğim halde kendimi cezalandırır gibi (niyeyse?) bağladım ellerimi ayaklarımı görünmez iplerle, bile isteye durdum durmak istemediğim her yerde. Biliyorum gitmeden tam anlamıyla yola koyulmuş olamayacağım ama henüz ben de bilmiyorum nereye doğru yola çıkmalıyım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder